"Kafanın söylediklerini duymakla kalbinden gelen mesajı dinlemek arasındaki farkı öğren. Kafanın konuşması toplumun bir ürünüdür. Kalbinin konuşması sonsuzluktan gelir." Aborjin Öğretisi

Türk Toplumlarında Kadının Yeri

kadının yeri2

http://www.massimomalvestio.altervista.org

Türk Toplumunda kadın her zaman çok değerli görülmüştür. Orta Asya’da kurulan Türk devletlerinde kadın ve erkek eşit haklara sahipti. Devlet yönetiminde de hakan ve hatun birlikte buyururlardı. Yani Hakanın yanında hatunda söz sahibiydi, toplumda tek eşlilik vardı.

İslam’da da kadına çok değer verilmiş; Peygamber Efendimize kızların toprağa diri diri gömüldüğü dönemde peygamberlik gelmiştir.

Osmanlı döneminde kadınlar bazı haklarını yitirmiş olsalar da; Anadolu kadınları eşlerine destek olmuştur. Kurtuluş savaşı yıllarında erkeği cepheye giden Türk kadını, hem çocuğunu yetiştirmiş hem de cepheye silah ve cephane taşıyarak savaşa katılmıştır.

Cumhuriyet döneminde, Atatürk kadınlarımızın siyasal ve sosyal haklarına kavuşmasını istemiştir ve Atatürk Türk kadını için ’’Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Kaabil midir ki bir kütlenin bir parçasını ilerletelim diğerin müsamaha edelim de kütlenin hepsi yükselme şerefine erişebilsin? Mümkün müdür ki bir topluluğun yarısı topraklara zincirle bağlı kaldıkça, diğeri göklere yükselebilsin? Şüphe yok yükselme adımları dediğim gibi iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak ve ilerleme ve yenilik alanında birlikte yol almak gerekir. Böyle olursa inkılap muvaffak olur”.

Toplum içinde kişi hürriyetlerinin sınırı bu hürriyetin toplumun huzuru ile ilişkisi üzerinde durulacak hususlardır. Kişi aile toplum ve millet hayatı önemli bir bütün oluşturur. Kadının toplumdaki yeri yüksektir şereflidir.’’ Şuna inanmak gerekir ki dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir. ’diyen Atatürk ailenin ana öğelerinden birini oluşturan kadının bizdeki anlamını ‘’Türkiye Cumhuriyetinde kadın Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en saygın yerde her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır. ’şeklinde tanımlanmış kadının yeri ve görevini şöyle belirtmiştir. Kadınlarımızın her millette olduğu gibi bizim milletimiz için de ne kadar yüksek önemi olduğunu söylemeye gerek yoktur. Türk milletinde kadın eskiden bu önemi en yüksek derecede kazanmıştır. Kadın dövmek maalesef Türklerin Arap kültürüyle tanışmasıyla başlamış bir olaydır. Türk örfünde, kültüründe kadın her zaman el üstünde tutulur. Cengiz Han’ın eşi için söylediği “Ben sizin Hanınızım bu da benim Hanım” sözüyle dilimize yerleşen hanım kelimesi bile bunu gösterir. Kadın evin “Hanıdır’ .PROF. DR. İLBER ORTAYLI büyük atalarımız ve onların anaları büyük tarihin olayların şahitliği ile ispatlanmış en önemlisi büyük evlatlar yetiştirmişlerdir. Atatürk’ün dediği gibi; “Türk kadınları çalışma hayatımızda erkekle ortaktır. Tüm çalışma hayatında kadın erkeğin en büyük yardımcısıdır’’. Atatürk bu düşüncelerini şöyle belirtmiştir: ’’Daha esenlikle daha dürüst olarak yürüteceğimiz yol vardır. Bu yol büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak yapmak hayatımızı onunla birlikte yürütmek Türk kadının bilimsel ahlaki sosyal ekonomik hayatta erkeğin ortağı yapmak yoludur.’’

kadının toplumdaki yeri

Toplumun ilerlemesi gelişmesi ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşabilmesi için Türk kadının bu niteliklere sahip olması gerekmektedir.

A scene from Afghanistan's Palwasha TV series, a show that draws attention to the issue of violence against women.

               UN Photo/Jawad   Jalali. www.unmultimedia.org/photo/

KADIN VE ŞİDDET

Toplumları incelediğimizde; tarih boyunca şiddete maruz kalan kadınlardır. Bu şiddetin ilk görüldüğü yer; kadının da üyesi olduğu aile kurumudur. Kadınlar cinsiyetin belirlendiği andan itibaren erkek egemen toplum yasalarının geçerli olduğu bir dünyada erkeklerin dayattıkları cinsiyetçi bir düzen içinde özel yaşamlarında ya da kamusal alanda çeşitli şiddet olayları ile karşılaşmaktadır. Ne yazık ki kadına yapılan şiddet erkek otoritesi sayılmakta hatta desteklenmektedir. Erkeğe güçlü imajı çizilirken kadın baskı altında tutulur, olumsuz giden her şeyden kendini sorumlu tutmaya başlar. Kız çocuklarının istenilmemesi,  önemsetilmemesi cinsiyet seçimi yapılarak başlatılan kadına yönelik şiddet, kız çocuklarını okula gönderilmeyerek eğitim hakkının elinden alınması, çok küçük yaşta evlendirilip sonrada eşleri tarafından fiziksel ve psikolojik şiddet görmüşlerdir. Her ne şekilde şiddet görürse görsün kadının yaşadığı bu şiddet fiziksel ve duygusal sağlık sorunları yaşamasına neden olmaktadır. Sözün özü:

SAĞLIKLI OLMAYAN KADIN SAĞLIKLI NESİLLER YETİŞTİREMEZ!

Leylan Güneş

Leylan Güneş emekli ilkokul öğretmenidir, Ankara'da yaşamakta olup bir kızı ve torunu vardır. Öğretmenlik döneminde talim terbiye eğitim araştırmaları merkezinde çalışmıştır. Emekli olduktan sonra uzun yıllar aktif siyasi çalışmalarda bulunmuştur.

Bunlar ilginizi çekebilir...

Bir Cevap Yazın