"Kafanın söylediklerini duymakla kalbinden gelen mesajı dinlemek arasındaki farkı öğren. Kafanın konuşması toplumun bir ürünüdür. Kalbinin konuşması sonsuzluktan gelir." Aborjin Öğretisi

KARA ŞEHİTLERINI ANMA GÜNÜ(25 Nisan)

18Mart

Denizden kuşatma ile başarıya ulaşamayacaklarını, Çanakkale boğazını gemilerle geçemeyeceklerini anlayan düşmanlarımız, topraklarımıza karadan girmeyi denediler. İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge ülkelere ait birlikler, 25 Nisan 1915 günü karadan çıkarma yaptılar. Kara savaşları böylece başladı. 9 Ocak 1916 tarihinde son düşman birlikleri de geri çekilene kadar devam etti.

25 Nisan 1915- 9 Ocak 1916 tarihleri arasında, yaklaşık sekiz ay boyunca şiddetli kara savaşları olmuştur.  6-7 Ağustos 1915 gecesi Anafartalar’a yapılan çıkarma harekâtını, bizzat Mustafa Kemal Paşa komutasındaki birliğimiz durdurmuştur..

İşte kara savaşlarımızın başladığı 25 Nisan günü “Kara Şehitlerini Anma Günü” ilan edilmiş olarak, şehitlerimizin ruhlarını bir kez daha şad etmeye vesile olmaktadır.

Türk tarihi ve sahip olduğumuz kültürümüzde “vatan sevgisi” tüm değerlerin üzerindedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı’nı, yaşlı-genç; kadın-çocuk olarak milletçe tüm gücümüzle, ordumuz ile bütünleşerek kazanmamız da işte bu değerin eseridir.

Tarihini, kültürünü ve askeri eğitimleri çok iyi özümsemiş olan 19. Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, vatan uğruna neler yapılabileceğini bildiği için, karşıdaki azametli, birleşmiş düşman birlikleriyle savaşacak az sayıdaki ve donanımsız birliğine : “Ben size savaşmayı değil; ölmeyi emrediyorum.” Diyebilmiştir. Üstelik; Askeri ve araziyi çok iyi tanımakta; savaş psikolojisini ve emrindeki askerlerin ve subayların, önemli anlardaki davranışlarını tek tek bilebilmekte ve düşmanın stratejisini de tahmin edebilmektedir.

Önce 25 Nisan 1915’ te 19. Tümen Komutanı ve sonra 10 ağustos 1915’te Anafartalar Grup Komutanı olarak Mustafa Kemal’in aldığı doğru ve cesur kararlar ve yaptıkları sayesinde hem savaşın hem de milletimizin kaderi değişmiştir. Aynı zamanda kendi kaderi de değişmiş; Çanakkale Mustafa Kemal’in “Atatürk” olmasına giden yol olmuştur.. Çanakkale’de Türk Askeri ve komutanları imkânsızın zaferini, destanını yazarken, Avusturalya ve Yeni Zelanda Kolordusu askerlerinden oluşan ANZAK ve diğer dış güçlerin askerleri büyük kayıplar vermişlerdir.

“Düşmanın ne yapmak istediğini ve nasıl hareket edeceğini kestirebilmek bir komutanlık sanatıdır” denir. Jeostratejik değeri yüksek olan Çanakkale Boğazı’na hakim Gelibolu Yarımadası’nı çok iyi tanıyan Mustafa Kemal, doğru taktik ve stratejik değerlendirmeler yapar ve asıl muharebe hattının kıyıdan geçmesi gerektiğini ve kıyının kuvvetli tutulması tezini savunur. Bu görüşün doğru olduğu, acı gerçeklerle karşılaşınca anlaşılır. Düşmana fırsat tanımamak için gerektiğinde savunma mevzilerindeki birlikler de taarruz edecek ve kıyı savunması ve mevzi savunmasına yeni bir anlayış getirir; büyük bir askerî deha ve yönetici olduğunu ulusuna ve dünyaya kabul ettirir. ve büyük bir savaşı başarı ile yönetebilecek stratejik yeteneğe sahip olduğunu kanıtlar. Çanakkale Muharebeleri’nin en önemli sonucu, vatanı kurtarmasının yanısıra Mustafa Kemal’in askerî dehasını dünyaya göstermesidir de. Tartışmasız, Osmanlı Devletinin hilâfet ve saltanat makamı olan İstanbul’u kurtaran kahramanı olur. Bu aynı zamanda Ona,  Türk Kurtuluş Savaşı’mızda da büyük yarar sağlar. Denir ki: “Anafartalar ve Conkbayırı zaferleri olmasa, belki de Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı’na, Cumhuriyet’e ve devrimlere giden yolda büyük Türk Milleti’ni birleştirme olanağı bulamayacaktı.”
İngiliz Resmi Tarihi bu durumu şöyle özetler:“Tarihte bir Tümen komutanının üç muhtelif yerde, vaziyete nüfuz ederek yalnız bir muharebenin değil, aynı zamanda zaferin akıbetini tain etmesi ve milletin mukadderatına tesir yapacak vaziyet ortaya koymasına nadiren rastlanabilir.”
Amerikalı Öğretim Üyesi Richard D. Robinson da, Atatürk’ün askerî dehasını şu niteliklerle tanımlar:“Kişisel cesaret, başkalarının hareketini seziş ya da tahmin yeteneği, sabır, en etkili zamanlama, kendi amacını doğrultusunda karşı tarafı ‘yanıltma, aldatma’ hareketleri yapabilme yeteneği, hasım kuvvetlerin gücünü, objektif bir görüşle ve doğru olarak değerlendirebilme niteliği, Mustafa Kemal’de vardı …”
“…Yarbay (sonra Albay) Mustafa Kemal’in sıralı ikinci amiri 5 nci Ordu Komutanı, Alman Mareşal Sanders’ti. Mareşal Sanders, “ İlk askerî başarısını Trablusgarp’ta gösteren Mustafa Kemal, sorumluluk ve görevden zevk duyan bir komutan özelliğine sahipti. Daha 25 Nisan sabahı 19 ncu Tümen ile ve hiçbir yerden emir almaksızın kendiliğinden muharebeye müdahale ederek düşmanı sahile kadar püskürtmüş ve bundan sonra üç ay süre ile kırılmaz bir azimle devamlı düşman saldırılarına karşı koymuştur.”

Liman von Sanders’in 10.8.1915 tarihinde, Enver Paşa’ya yazdığı mektuptaki sözleri de hayranlık ifadesidir. “…Albay Mustafa Kemal Bey’i, vatanın büyük savaşında, hizmetlerine muhakkak surette muhtaç olduğu çok müstesna kabiliyetli, yetkili ve cesur bir subay olarak tanıdım…Kendisine takdirimi ve şükranımı tekrar tekrar ifade ettim.”

Mustafa Kemal’e bu başarının kapılarını açan asıl güç, kendisinin defaten belirttiği gibi, vatan savunmasıdır. O, “Anadolu bizim vatanımız, evimizdir, canımız pahasına korumak da görevimizdir.  Bin yılı aşkın süredir Anadolu’da Türk milleti olarak varız. Cihan devletleri kurduk ve yıkıldığını zannettikleri cihan devletimizin içinden genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurduk…” Selçuklu da, Osmanlı da bizimdi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bizimdir.  Biz bu topraklarda Şehitlerin ruhuyla beraberiz. Bu ruh var oldukça, ezan susmayacak, bayrak inmeyecek, vatan bölünmeyecektir”, demiştir.

Yakın bir geçmişte bir siyasetçimiz de dünyayı yöneten çok uluslu şirketlere, şirket devletlere benzer sözleri PKK’ taşeron örgütü üzerinden söylemiştir: “Bizler Anadolu’da göçebe değiliz. Bin yıldır burası bizim vatanımızdır. Tüm Türkiye ve milletimiz şehit ailesidir. Şehitlerimiz tarla davasında değil, vatan davasında canlarını feda ettiler. Onlar hepimizin şehididir…”

Evet, Şehitlerimiz Milletimizin en değerli varlığıdır. Kara Şehitlerimizi Anma Günü’nde tüm şehitlerimizi saygı, şükran ve rahmetle anıyor, gazilerimize ve şehit ailelerimize sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.” Geçmişte nasıl, bir karış vatan toprağı için canını vermekten kaçınmayan kahraman şehitlerimiz olduysa, bundan sonra da olacaktır.  Çünkü her karışı hak edilerek kazanılan vatanımız bizlere şehitlerimizin mirasıdır. Onları şükranla anıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve değerlerimizi koruma mücadelemizden asla taviz vermeyeceğiz.

Biz DOLUNAY DERGİ ekibi olarak, ister deniz, ister kara isterse havada olsun, tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

 

Şerife Birer

ODTÜ Elektrik Mühendisliği mezunu,Türk Telekomünikasyon A.Ş. de 28 yıl çalıştıktan sonra, 2011 de emekli oldu. Siyaset, medya tasarımları ve sosyal medya aktiviteleri, proje-planlama işleri ile uğraşmaktadır. Kadın kuruluşları başta olmak üzere çeşitli STK'nda aktif üyelikleri bulunmaktadır. Günlük bir gazetede kadın ve sağlık sayfası hazırlıyor.

Bunlar ilginizi çekebilir...

Bir Cevap Yazın