"Kafanın söylediklerini duymakla kalbinden gelen mesajı dinlemek arasındaki farkı öğren. Kafanın konuşması toplumun bir ürünüdür. Kalbinin konuşması sonsuzluktan gelir." Aborjin Öğretisi

BOZULAN TÜRK AİLE YAPISI

10156703466_3bd21a7900_k

Fotoğraf Kat Grigg

Toplumumuzun temel yapı taşı ve kutsal bir değer olarak nitelendirdiği aile, aynı zamanda milli ve manevi değerlerimiz ile gelenek ve göreneklerimizi bize ilk öğreten kurumdur. Daha geniş bir ifade ile aile; evlenme, kan bağı ve diğer yasal yollarla aralarında akrabalık ilişkisi bulunan(nine, dede, vb.) ve çoğunlukla aynı evde yaşayan fertlerden oluşan temel toplumsal bir birimdir.

Geçen ay Dünya Aile günü ve Aile Haftasıydı. Ailenin korunması ve güçlendirilmesi amacıyla, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1993 yılında aldığı bir kararla 15 Mayıs’ı “Uluslararası Aile Günü” olarak ilan etmiştir. 1994 yılından itibaren de tüm dünyada ve ülkemizde kutlanmaya başlanmıştır. Bu günün yer aldığı hafta olan 15–21 Mayıs ise “Aile Haftası” olarak kabul edilmiştir. Yazımda aile konusuna özellikle de Türk aile yapısını bozan etmenlere değineceğim.

Geleneksel Türk aile yapısının bozan faktörler:

Kitle İletişim Araçları: Özellikle büyük şehirlerde aile yapılarımız zorlanmakta ve kitle iletişim araçlarının sunduğu kolaylıklar gençlerimizi zehirlemektedir.  Bu araçlar, aile fertlerinin birbirinden uzaklaştırmakta bireyleri yalnız bırakmaktadır. Toplumumuz genel bir sosyal çözülme yaşamaktadır. Akşam saatlerinde çocuklar odalarında İnternet başında, anne babalar da televizyon karşısında vakit geçirmektedir. Televizyonda izlenen dizi filmlerde gayrimeşru ilişkiler normalleştirilmektedir. Artık lise çağındaki çocuklar bile parklarda ele ele tutuşarak gezmekte, samimi tavırlar sergilemektedir. Bizim gözlerimiz ise artık bunları kanıksamış durumdadır.

8244547406_e83d237584_o

Fotoğraf Mark Kens

Avrupa Birliği’ne uyum adına çıkarılan bir kısım yasalar ve düzenlemeler: Bu yasalar ve düzenlemelerle aile yaşantımız tehlikeye girmiştir. Cinsel kimliğin özgürce yaşanabilmesine ilişkin yaygın bir şekilde yapılan propagandalarla, milli manevi değerlerimizle bağdaşmayan ve aldatma anlayışı üzerine kurulan yasak ilişkilerin ve “seviyeli birliktelik” adı altında nikâhsız yaşayanların konu edildiği televizyon programları ile toplumun ahlaki ve ruhi yapısı bozulmaya çalışılmakta, aile yapımızın temeline can alıcı darbeler indirilmektedir. Aile içi şiddet, kadına şiddet, hatta okullarda ilköğretim de dahi meydana gelen şiddet olayları can almaya devam ederken, çocuk sanık sayısı artık yüz binleri aşmış durumdadır.

2911217045_65985f7baa_o

Ortak değerlerin kaybolması: Aileyi ayakta tutan ortak değerleridir. Aileyi bir düzlem olarak görürsek, üç noktadan bir düzlem geçer. Bunlardan ilk ikisi kadın ve erkek, düzlemi oluşturacak olan üçüncü nokta ise ortak değerlerdir. Ailede kadın ve erkeğin aynı yatağı paylaşmalarından çok ortak değerleri paylaşmaları önemlidir.

Dedeler, nineler, halalar, teyzeler… Zengin hayat tecrübeleri olan büyük bir aile olamamak ve bir sonraki nesillere yeterince aktarılamayan değerlerimiz gençlerimize verilemiyor. Böylece tarihinden, geleneklerinden kopmuş bir gençlik ortaya çıkıyor. Zaten hassaslaşmış gençlik kitlesi, yeni değerlere sarılmak zorunda. İşte burada televizyon, internet, yozlaşmış medya ve tüketim toplumunun sunduğu sözde değerler devreye giriyor.  Karşı koyulamaz bir tehlike genç beyinleri yıkıyor ve bu kavram karmaşası sağduyu ve vicdanı da törpülediğinde, çok uç davranışlar ortaya çıkıyor. Mesela gençler evlilik yerine istikrarlı olmayan çoklu ilişkilerin içinde buluveriyorlar kendilerini. Eğer geleneksel değerler zincirimizden bir nebze de olsa bir şeyler almışlarsa kurtarabiliyorlar kendilerini, yoksa yok olup gidiyorlar ve bu şekilde evlenip aile hayatı kuramayan birçok kadın ve erkekle karşılaşıyoruz artık.

Zinanın suç olmaktan çıkması: Aile hayatının zayıflatan en önemli unsurlardan biridir zinanın suç olmaktan çıkartılmasıdır. Avrupa Birliği istedi diye, evlilik kurumu, dini nikâh ile yapıldığında hapis ile cezalandırılırken, zina her zaman ve mekânda serbest hale gelmiştir. Yani dinî nikâh, kanunun takibinde, bir yasak iken, zina, kanunun garantisinde, serbesttir. Bu yasanın çıkması ile Türkiye’de çok eşlilik artmıştır. Ünlü iş adamı Ali Ağaoğlu bile, ortanca eşinden bahsetmektedir. Özellikle doğu ve güneydoğuda erkekler yurdumuza gelen Suriyeli mülteci kadınlarla çok eşlilik yaşamaktadırlar. Bir zamanlar Karadenizli hanımlar nataşalardan ürkerdi, bugünlerde korkumuz mülteci kadınlar oldu…

Çocuk sahibi olmak: Çocuk, kadın ve erkek arasındaki köprü gibi… Özellikle mükemmeliyetçi kişiler ya tek çocuklu, ya da hiç çocuk sahibi olmamaktadırlar. Çocuğuna mükemmel bir gelecek hazırlayamayacağını düşünen kişiler bir çıkış yolu olarak çocuk sahibi olmamayı seçebiliyorlar. Bir diğer faktör de sorumluluk alma korkusu. Birçok kişi evladı da olsa kimsenin sorumluluğunu almak istemiyor. Tek çocuklu ailelerde paylaşımı öğrenemeyen bireyler yetişirken anne ve babaya düşen sorumluluk kat ve kat artıyor.

Sonuç olarak; Ülkemiz, yaklaşık 20 milyon genç nüfusa sahiptir. Çocuk ve gençlerimizin ilk temel eğitimlerini ailede vererek yetiştirirsek, milli ve manevi değerlerimizi daha iyi anlatabilirsek, ülkemizin de geleceği o kadar sağlam ve güçlü olur. Ailede alınan değerler eğitimi mutlu ve huzurlu bir toplumun kurulmasına katkı sağlayacak, mutlu ve huzurlu bir toplum da, hem ülkemizin gelişmesini hem de dünya barışını temin edecektir.

Aile içindeki iletişimin kesinlikle koparılmaması gerektiğinin altını çizerek diyorum ki; aile fertleri birbiri ile her türlü sorunu paylaşmalıdır. Aileyi ayakta tutmak için, kadın ve erkeğe birlikte görev düşmektedir. Bununla birlikte ülke genelinde anketler yoluyla bir durum tespiti yapılması, istatistikî bilgilerin toplanması çözüm için ipucu verecektir.

Şerife Birer

ODTÜ Elektrik Mühendisliği mezunu,Türk Telekomünikasyon A.Ş. de 28 yıl çalıştıktan sonra, 2011 de emekli oldu. Siyaset, medya tasarımları ve sosyal medya aktiviteleri, proje-planlama işleri ile uğraşmaktadır. Kadın kuruluşları başta olmak üzere çeşitli STK'nda aktif üyelikleri bulunmaktadır. Günlük bir gazetede kadın ve sağlık sayfası hazırlıyor.

Bunlar ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın