"Kafanın söylediklerini duymakla kalbinden gelen mesajı dinlemek arasındaki farkı öğren. Kafanın konuşması toplumun bir ürünüdür. Kalbinin konuşması sonsuzluktan gelir." Aborjin Öğretisi

RAMAZAN BEREKETİ PEKİ YA DİYETİ?

Böyle bir başlıkla giriş yaptım ama şimdi okuyunca farklı anlamlara da gelebileceğini anladım… Yok yok merak etmeyin benim niyetim bir şeyleri ima etmek değil… Tamamen biraz ramazandan bahsederken hani su çaktırmadan aldığımız o kiloları konuşmak… Ramazan sonunda bayrama çıkarken fark ettiğimiz ve: “Aman Allah’ım kilo almışım… Ama nasıl olur? Sadece iftar yaptım hem fazla da bir şey yemedim ki…” dediğimiz o kâbus günlerden bahsetmek…

Evet, haklıyız da sadece iftar ve sahurla bu kadar kilo alımı nasıl olur? Hele yaz ayına denk gelen bu ramazan ayında aralarındaki zaman az olan iftar ve sahurda insan ne kadar ne yiyebilir ki?…Ramazan her şey de olduğu gibi burada da bereketle geliyor belki ya bu işin insanı kendini kandırmacası olsa gerek…

“Ramazan bereketiyle gelir her yere”… Gerçekten de öyledir… Gündüz çalışma ve koşturmacasına mukabeleler, sohbetler eşlik eder… Akşam evlerde yemek, sokaklardaysa iftara yetişme telaşı… Kalabalık, koşturma, yorgunluk artar biranda… Pideler alınır, mis gibi kokusuyla sarar her yanı… “Ah aldığımız anda bir lokma koparabilsek üstünden” kabul edelim bu düşünce hepimizin geçer içinden…

Masa hazırlanmış, çorbalar kâselerde dumanı üstünde iftar için hazırdır artık… Ezana iki dakika kala iyice sessizleşir sokaklar… Ve “Allahuekber” derken hoca kaşıklar sallanmıştır artık tabaklara… Belki birçok çeşit, belki bir tas çorbadır içinize sıcacık akacak olan ama bazen bilmeden de olsa ramazan bereketi o istenmeyen kilolara bu iftar zamanlarında dönüşebilir… İşte o zaman başlar başta sorduğumuz o sorular ve burada gizlidir aslında cevabı…

Bizde bu yaz ayında ramazan ayının da bereketini yaşarken daha ramazanda sağlıklı beslenmek ve ramazan sonunda bu tür bir sonuçla karşılaşmamak ve ramazanda da kilo vermek isteyenler için bir uzmana danıştık… Akupunktur Uzmanı Dr. Murat TOPOĞLU ile “Ramazan Diyeti” üzerine konuştuk, kendisinden: “İftarda ve sahurda neleri nasıl yemeliyiz?” sorusunun cevabını aldık…

Akupunktur Uzmanı Dr. Murat TOPOĞLU hocamıza bu değerli bilgilerini bizimle paylaştığı için teşekkür ediyor; hocamızın hazırladığı Ramazan Diyetini siz Dolunay Dergi okuyucularına sunuyoruz…

IMG_2088

İFTAR

BAŞLANGIÇ

  • 2 Bardak su, (1 zeytin veya 1 hurma)
  • 3 tatlı kaşığı bal veya reçel
  • El kadar pide
  • Bir kâse çorba (domates, şehriye, mantar, sebze)

   Çorba, bir tatlı kaşığı sıvıyağ (zeytinyağı, mısırözü veya ayçiçeği yağı) ve /veya buzdolabında bekletilmiş et veya tavuk suyunun yağı alındıktan sonra geriye kalan suyu ile hazırlanabilir.

   Başlangıçtan sonra, ana yemeğe geçmeden 15 dakika yemeğe ara verilmelidir.

ANA YEMEK

   Başlangıçlara ek olarak aşağıdakilerden sadece bir tanesi olmak şartıyla; dönüşümlü olarak,

  • 100-150 gr. et, tavuk, balık, biftek, deniz mahsulleri, ekmeksiz hazırlanmış köfte(5-6 adet) veya
  • Bir tabak haşlama veya fırınlanmış ve kendi suyuyla yağsız pişirilmiş sebze, ıspanak, mantar, kabak, yeşil fasulye, pazı, enginar, karnabahar v.s. veya
  • Kuru fasulye veya barbunya pilaki veya piyaz (Yağsız) veya
  • Makarna veya bulgur pilavı (1 çorba kasesi dolusu) üzerine teflon tavada yapılmış yağsız domates + sarımsak sos sıcak bir şekilde konulabilir. Yanında yoğurt, et, peynir yenmemeli…

EK OLARAK:

   Her dört yemeğin yanında da sınırsız salata + yoğurt yenilebilir, 1 adet meyve tüketilebilir.

SAHUR

Ek olarak aşağıdakilerden sadece 1 tanesi olmak kaydıyla

  • 1 adet yumurta + 1 meyve + yoğurt + peynir veya
  • Haşlama veya fırında hazırlanmış iki adet ota boy patates
  • İftar ve sahur arasında en az iki bardak maden suyu ( tansiyonu yüksek olanlar veya böbrek taşı düşürenler için yasak) + 10 -12 bardak su ve diğer sıvılar (çay, kahve) alınmalıdır şekersiz.

Şefika Gül Aldemir

1979 yılının Aralık ayında Gökçeada’da gelmişim dünyaya… Memur bir ailenin ikinci çocuğuyum… 2,5 yaşında tanışmışım Ankara’yla… İlk, orta, lise eğitimimi aldığım Ankara’dan hayalini kurduğum bölümü okumak için gelmiştim İstanbul’a… Fakülteyi İletişimde Radyo-TV,Sinema bölümünden mezun olarak bitirdim… TRT ile tanışmamın ardından çeşitli görevlerle çeşitli kurumlarda da çalıştım… En güzel yıllarımdı TRT’de geçirdiğim çalışma yıllarım… Hep duyardım “TRT bir okuldur” diyenleri benim için de öyle olmuştur hep… Staj dolu günlerim, “Kadına Dair” programındaki Metin yazarlığımın ardından İstanbul’a gelişim ve kısa süre İSMEK’de diksiyon öğretmenliğimin ardından büyük oğlumun dünyaya gelişiyle işi bırakmam… Bir süre bir internet sitesinde editörlüğüm ve şimdilerde ise sizlerle burada buluşacak olmanın mutluluğu…

Bunlar ilginizi çekebilir...

Bir Cevap Yazın