"Kafanın söylediklerini duymakla kalbinden gelen mesajı dinlemek arasındaki farkı öğren. Kafanın konuşması toplumun bir ürünüdür. Kalbinin konuşması sonsuzluktan gelir." Aborjin Öğretisi

BİR TAKVİM YAPRAĞI

Bu sabah, raftan indirdiğim kitabın içinden bir takvim yaprağı çıtı. Takvimin arka yüzünde okuduğum kitaptan şunları not etmişim: “Elizabet(I. Elizabeth) çağı tiyatrosunda kadınların sahneye çıkmaları hoş karşılanmıyordu. Biri 1629 yılında, diğeri de birkaç yıl sonra Londra’ya gelen iki Fransız kumpanyasının kadın oyuncuları hem ıslıklanmış, hem çürük yumurta yağmuruna tutulmuştu. 1662’de kral, kadınların sahneye çıkmalarını doğru bulduğunu bildiren bir buyruk yayınladı…”  Bizde de tiyatronun ilk döneminde erkekler, kadın kıyafetiyle, peruk takıp allık sürüp sahnede kadın (zenne) rolü oynadı.

Takvimin yaprağını şöyle bir çevirdim. 31 Ağustos 1981’i gösteriyor. Günlerden Pazartesi. Muhtemelen Devlet Malzeme Ofisi takvimi. “Sosyal Sigortalar aidatının yatırılacağı son gün” yazılı. Ve şu notu düşmüşüm:  “TRT’de sicilimin olumsuz verildiği öğleden sonra tebliğ edildi”  Ah, bu notun bende derin hatıraları, silinmez izleri vardır ve bu gün onu konuşmanın zamanıdır. Yazmadan ölürsem unutulur gider. Söz uçar, yazı kalırsa, yıllık karnem demek olan sicilimle birileri nasıl oynamış, çocuklarım, torunlarım ve dostlarım bilsin. Eminim ki, yurt dışındaki okurlarımız da Türkiye’den bir despotizm hatırasını anlamaya çalışacaklardır.

1978 yılında TRT’nin açtığı Yardımcı Prodüktörlük imtihanını kazandım. 1750 kişinin girdiği, birçok yazılı, sözlü, kurstan sonra 17 kişinin alındığı yarışmada en başarılı ikinci kişiydim.. Merhum hocam Turgut ÖZAKMAN, yazdıklarımı iki defa en iyi metin seçti. Kursta tuttuğum notlarımı fark eden arkadaşlarım ve hocalarım defterimi emanet alıp elden ele dolaştırdılar. TRT’de göreve başladığım gün “sen zaten yetişip gelmişsin” deyip hemen 110 dakikalık program hazırlama görevi verdiler.

1979 yılı Ocak ayından, 1980 yılı Temmuz ayına kadar her hafta 110 dakikalık bir program yaptım. Haftada 20-22 sayfa metin yazdım. Röportajlar, ses kaydı, arada Altın Hızma Mülayim gibi türküler, şarkılar, montaj yayın. Takdirle karşılanan bir program. Dinleyici mektupları fevkalade sevindirici. Yazdığım metni okuyan spikerler, müdürler tebrik ediyor.

1980 Temmuz sonları, bir sarı zarf tutuşturdular elime. Ankara Radyosunda üç ay geçici görev. Vardık Radyoya. Kültür yayınları müdürü Mucip Ataklı geleceğimden haberdar olmalı ki “Hımm sen misin o?” der gibiydi…  Atatürk programı verdi. Rahmetli Hikmet TANYU hocanın kitabından faydalanarak 4 program yaptım. Dediler, sen en iyisi tarım programı yap. Olur efendim. 1980 12 Eylül darbesinden bir ay kadar sonra elime bir sarı zarf daha tutuşturdular. “TRT İstanbul Televizyonuna Denetçi olarak tayininiz gerekli görülmüştür.”  Ver elini İstanbul

Memur diliyle bir sürgün. Nereden çıktı diye araştırdım. Dış yayınlarda yapılan bir saçmalık hakkında HERGÜN Gazetesinde haber çıkmış. Bunun sorumlusunun ben olduğum zannedilerek karne notumuzu veren Cafer aga sicilimi bozmuş, sonra da sürgün gerçekleşmiş. Aylar sonra haberi kimin yazdırdığını öğrendim, Meğer Çiftçilerin Engüzeli imiş.

Geldik Ortaköy’e, Kuruçeşme sırtındaki TRT’mize. Bir taraftan Sarayburnu’na kadar İstanbul Boğazı’nı, karşıda Çamlıca’yı görüyor. Eşsiz bir manzara… Zaten Yahya Kemal ağabeyimin Aziz İstanbul’unu, Şehrayin Boğazı, İstanbul’un Kocamustâpaşa’sını tekrar tekrar okumuşum. “Bir Başka Tepeden”i, “Sana dün bir tepeden baktım azîz İstanbul”u ezberlemişim.  Oh ne ala sürgün. Tiyatro yazarı ağabeyim Ali Yürük, Kayseri eşrafından merhum Mehmet Tülüce ile aynı odadayız. Sen Denetçi’sin dediler, şu dizinin senaryosunu oku, bu filmi seyret. Kesilecek biçilecek varsa gerekeni yap, yaptır v.s.

Sicilimin de a’dan z’ye bozuk olduğu Genel Müdür Macit Akman imzalı “kişiye özel” damgalı gizli yazıyla bildirildi.

Yazdığımız metinler beğenilmiş, program dinleyicinin takdirini kazanmış ama   1979 yılı için verilen sicil başka türlü :

Ne hükümler vermiş bakalım:

Girişim, yaratıcılık ve yapıcılık yeteneği  : Yoktur.

Davranışlarında dengeli, sabırlı ve hoşgörülü müdür: Değildir.

İşinde olumlu ve üretken olma çabası     : Üretken değildir

İş ve meslek bilgisi, kendini yetiştirme ve yenileme çabası: Zayıf

Tarafsızlığı: Taraflıdır. (AB’den mi, ABD’de mi, SSCB’den mi Türkiye Cumhuriyetinden mi taraflıdır, orası belirtmemiş)

Yazılı ve sözlü anlatım yeteneği               : Zayıf

Disipline uyumu, amirlerine karşı davranışı: Zayıf

Görevinin ehli midir?                                : Değildir

Kadrosunun değiştirilmesi gerekir mi? : Gereklidir.

Yukarı göreve iktidarı var mıdır?           : Yoktur.

Varsa hangi görevi ifaya muktedir değildir?: Prodüktör olamaz

Derece ve kademe ilerlemesine layık mıdır? :Değildir.

Verilen sicille ilgili kesin kanaat              : Olumsuz.

Yanlış hesap Bağdat’tan döner, demişler.  Bu bozuk sicili Ankara’dan döndürdüm. TRT’nin üst makamlarını işgal eden ihtilalcilere bütün çıplaklığı ile meseleyi anlattım.1984 yılında sicilimdeki olumsuzlukların tümü iptal edildi. Sicilin düzeltilmesindeki objektif tavrından dolayı komisyon başkanı Savaş KIRATLI ve değerli arkadaşım Alp SÜĞLÜN Beye teşekkürlerimi ilettim.

Sicil düzeltildikten sonra tekrar Prodüktör kadrosuna atamam yapıldı. Ve o güne kadar TRT’nin en büyük dizilerinden biri olan 10 bölümlük Duvardaki Kan tarih dizisinin yapımcısı oldum. 1989 yılında bu gün uygulanan Sigara karşıtı uygulamalar hakkında kamuoyunu bilgilendirici mahiyette 20 bölümlük belgesel çektim. Kapalı mekânlarda, toplu taşıma araçlarında sigara yasağı uygulanması gerektiğini seslendirdim. Sigara paketlerinin üzerine sağlık için zararlı olduğunu belirten ibareler yazılmasını savundum. Bunlar bu gün tamamen hayata geçirildi. Şimdi bilim Ar-Ge ve innovasyon konularını savunan bir STK’nın başkanıyım. Bunun için bütün zamanımı, enerjimi harcıyorum ki, yakın bir gelecekte bu mesele de çok iyi anlaşılacak. Eğer anlaşılmazsa, bizi Anadolu’dan atmak isteyenlere, bunun için terör odakları kurup besleyenlere gün doğacak demektir.

1991 yılında Denizciliğimiz adlı 24 bölümlük belgesele imza attım. Tuna nehrinde iç suyolu taşımacılığı gibi o zamana kadar kimsenin ilgilenmediği, bırakın ilgilenmeyi, iç suyollarında taşımacılık yapıldığından haberdar olmayanların bulunduğu bir konuda program yaptım. Asistanım Aynur KANBURGİL, Kameraman Alpaslan BOZKURT, Teknisyenlerimiz İsa KOCAŞ, Yavuz ÜÇÜNCÜ ile birlikte Tuna Nehrine Romanya’da Köstence’den girdik, Bulgaristan, Yugoslavya, Avusturya, Macaristan, Çekoslovakya, Almanya’ya kadar gittik. Sonra Main, Ren, Sen nehirlerinde İsviçre’den geçip, İtalya ve Venedik’te  günlerce çekimler yaptık. Bir ayda hemen bütün Avrupa ülkelerinde ekibimle birlikte uzun keşifler yaptık.  İstanbul-Ankara arasında Sakarya nehrinden faydalanılarak; karayolundan 100 kere, demiryolundan 20 kere daha ucuz olan iç suyolu taşımacılığı yapılması gerektiğini kabaca proje haline getirip dillendirdim. Yeşilırmak’tan yararlanılarak, Karadeniz’den Basra körfezine bir suyolu kanalı projesi ile Osmanlı döneminden miras İzmit körfezi, Sapanca gölü, Sakarya nehrinden Karadeniz’e İstanbul Boğazına alternatif suyolu projesinin devletin tozlu arşivlerinde uyumakta olduğunu, Osmanlı döneminde Körfezle Sapanca arasında kanal için kazma kürekle milyonlarca ton toprağın kazılıp taşındığını gösterip işledim.

Bunların dışında birçok belgesel, drama, müzik programı çektim.  Sonra TGRT Televizyonunun kuruluş yıllarında müdürlük yaptım. Sizden başka kimse duymasın, Yahya Kemal, Mehmet Akif, Yunus Emre, Çanakkale,  Türk Musıkisi, Bilim Teknoloji Tarihi konularında 1054 konferans verdim. Kürsüden her indiğimde etrafımı saran kalabalıkların tebrik ve teşekkürlerine mazhar oldum. Binlerce okuyucu için kitaplarımı imzaladım. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz imiş. Öyle bir sicil, böyle bir cevabı çoktan hak etmişti. Sicilimi A’dan Z’ye bozarak takvim yaprağına o notu yazdıranlara şimdi sadece iyilik diliyorum.

Bunlar ilginizi çekebilir...

Bir Cevap Yazın