"Kafanın söylediklerini duymakla kalbinden gelen mesajı dinlemek arasındaki farkı öğren. Kafanın konuşması toplumun bir ürünüdür. Kalbinin konuşması sonsuzluktan gelir." Aborjin Öğretisi

İnsan

Allah yarattığı tüm varlıkların en üstün ve en şereflisi olarak insanı yaratmıştır. Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.” (Bakara 30) ayeti ile de insanın değerini bildirmiştir. Gerçek şu ki insan kendisinden “insan” olarak söz edilmeye değer bir varlık oluncaya kadar bile üzerinden uzun bir zaman geçmiştir. İnsanın yaratılış aşaması da Kur’an-i Kerim’de şu şekilde belirtilmiştir.

Şüphesiz biz insanı, karışım hâlindeki az bir sudan yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Nihayet onu işiten, gören, akıl eden bir varlık haline getirdik. Ve ona doğru yolu gösterdik. Artık o ya şükür eden biri olarak yaşar ya da nankör biri.” (İnsan Suresi 2-3)

Ve Allah, meleklere yarattığı insana secde etmelerini emretmiştir..insanı ise, ilahi ve şeytani yönü bulunan bir varlık olarak yaratmıştır. İlahi yönünü geliştirdiği derecede değeri yükselmektedir.

Melekler sürekli olarak yüce Allah’ı tesbih ve takdis etmektedirler. İnsan ise akıl ve iradesi ile hareket edecek, dolayısı ile de zaman zaman hata yapacak, günah işleyecektir. Allah için önemli olan insanın günah işledikten sonra hatasını anlayıp tövbe etmesi, affedilmesini istemesidir.

Yüce Allah Biz insanı en güzel biçimde yarattık.” Dedikten sonra O’nu aşağıların aşağısına indirdik.” buyurmaktadır(Tin suresi 4) ki;  insanların hangilerinin daha güzel işler işlediğini belirtmek için hayatı ve ölümü yaratmıştır. Yani insan imtihan için yaratılmıştır. Bu imtihanda başarılı olan övülüp cennet ile mükâfatlandırılırken, başaramayanlar kınanmakta ve cehennem ile cezalandırılmaktadır.

Yüce Allah’ın, kendi ruhundan üfleyerek hayat vermesi bile insanın şerefinin ne kadar yüce olduğunu göstermektedir. Ama ne yazık ki insanoğlunun tarihine baktığımızda hala kendi değerini kavrayamamış olduğunu görmekteyiz.

Şeyh Gâlip;

“Hoşca bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen.

Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.”

(Hoşça bak kendine ki kainatın özüsün sen. Bütün yaratıkların gözbebeği olan insansın sen.) diyor. Her ne kadar insanın aslı toprak parçası da olsa, bedeni et ve kemikten ibaretse de insan yüce Allah’ın ruhunu taşıyan, onunla hayat bulan yegâne varlıktır.

İçinde ilahi ruh taşıyan insanoğlu tarih boyunca kendini yoktan var eden Yüce Varlığı aramıştır. O’nu tanımak, anlamak, bilmek, inanmak ve O’na layık olduğu şekilde ibadet edebilmek için uğraşıp durmuştur. İnsanı bu özellikle yaratan Allah’ın onu başı boş bırakması düşünülemez. Bu yüzden her dönemde peygamberler, kitaplar göndererek insanların doğru yolu bulması için yön göstermiştir. Ama maalesef tarih boyunca Tagut (şeytani) duygularla hareket eden insanlar da boş durmamıştır. Bu tarz insanlar ne kitabımızı okuyor ne de okutuyorlar bunun yerine; Onlar az bir para karşılığı onu (Allah’ın ayetlerini) değiştiriyorlar. (Bakara 177) Temelsiz ve kulaktan duyma bilgilerle nasıl ilim sahibi olunmuyorsa hurafelerle değiştirilen veya saptırılan bilgilerle de Müslüman olunmaz!

Asıl müslümanlık,  bir kimsenin  Allah’a,  ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere iman etmesi; çok sevdiği, ihtiyaç duyduğu malından akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalanlara, kölelere vermesi, namaz kılması, zekât vermesi, söz verdiğinde sözünde durması, sıkıntılı anlarda sabır etmesini gerektirir.

Müslümanlara yol gösteren ve ders almamız için gönderilen, yapmamız ve sakınmamız gerekenleri bize açıklayan ayetlerden bazıları şunlardır:

(Nisa 38) Yine, onlar mallarını gösteriş olsun diye harcarlar. Allah’a, ahiret gününe inanmazlar (Onlar şeytanın arkadaşlarıdır.) Evet Şeytan kime arkadaş olmuş ise, o kişi çok kötü bir arkadaş edinmiştir.

(Nisa 51) Ey Peygamber! Kendilerine kitap lütfedilmiş Yahudilerin yaptıklarını görüyorsun iste ne hallere düştüler! Kâhinlere ve şeytan tabiatlı kimselere inanıyor ve müşriklerin Müslümanlardan daha doğru yolda olduklarını soyluyorlar.

(Nisa 60) Rabbin yalnız kendisine ibadet etmeni ve anne-babaya iyi davranmanızı emretti.

(Isra 23-24) Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle.

Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.

(Lokman 14) Biz insana ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik.

Kur’an-ı Kerim okunup anlaşılırsa, Peygamber efendilerimiz ve son peygamberin hayatı okunup öğrenilirse dünyada hiç aç kalmaz, savaş olmaz ve bütün insanlar ilahi yolda buluşurlar. Ölümü görüp, cezayı bilen insan hiç kötülük yapar mı?  İnsan canına kıyar mı? Üç günlük dünya için hırsızlık yapıp çoluğuna- çocuğuna haram yedirir mi? Gidenler ne götürüyor?.. Kısmet olursa 10 metre bez ki, bir kısmına o da nasip olmuyor!

İslam Dini,  23 yılda tamamlandı. Mekke’de ilk gelen ayetler sadece iman ve ahlak ile ilgili. Hicret ile ilk namaz emredilmiştir. (Hz. İbrahim’den sonra namaz vardır ama farz oluşu hicret sırasındadır.) Oruç, zekât ve hac sırası ile farz kılınmıştır.

Dinimiz üç temel üzerine oturur; iman – ahlak – ibadet..bunlardan biri olmaz ise, müslümanlıktan ve iyi insanlıktan tam olarak bahsedemeyiz. Nitekim Allah-u Teâlâ buyuruyor ki; “İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece “İman ettik” demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? ” (Ankebut, 1-2) Bunun kolay bir yol olmadığını Yunus Emre de su mısralarla belirtiyor;

“Dervişlik olaydı taç ile hırka.
Biz dahi alırdık otuza kırka”

 

Kaynak  Kur’an-ı Kerim Mealleri:

Kur’an-i Kerim Açıklamalı Meali, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları

Kur’an Meali, Mehmet Akif Ersoy

Yüce Kur’an ve Meali, Prof. Dr. Abdulkadir Şenel, Prof. Dr. Cemal Sofuoğlu, Prof. Dr. Mustafa Yıldırım

 

Süheyla Keskin

1947 yılında Ankara’da doğmuştur. Ankara İlahiyat Fakültesi 1969 mezunudur. 22 yıl Osmaniye’de öğretmenlik ve idarecilik yapmıştır. Emekli olduktan sonra yerel televizyonlarda dini ve milli sohbetler yapmıştır. Ayrıca dergi ve gazetelerde çeşitli konularda halen yazıları yayınlanmaktadır. Masalcılık geleneğinin yavaş yavaş kaybolduğu bu dönemde onları tekrar hayata kazandırmak için küçük yaşlarda babaannesinden dinlediği masalları sizlerle buradan paylaşmak istiyor. İki kız iki erkek dört çocuk annesidir.

Bunlar ilginizi çekebilir...

Bir Cevap Yazın