"Kafanın söylediklerini duymakla kalbinden gelen mesajı dinlemek arasındaki farkı öğren. Kafanın konuşması toplumun bir ürünüdür. Kalbinin konuşması sonsuzluktan gelir." Aborjin Öğretisi

YENİ YILA YENİ HİS YÜKLEMESİ

DEĞERLİLİK BİR SEÇİMDİR…

 

Photo by Ahmed Carter

2018’e sayılı günlerin kaldığı, yılın bu son zamanlarında etrafımızı sarıp sarmalayan güzel dönüşüm ve yükseliş enerjisi kendimizi baştan yaratabilmemiz için gerekli tüm fırsatları da önümüze getiriyor.  

Photo by Brooke Lark

Yeni bir ben listenizi hazırlarken, üzerine çok az düşündüğümüz ve genellikle yok saydığımız bir konuyu gündeminize getirmek istiyorum. Gelin 2018’in ana dönüşüm teması; Kendi Değerimizin Farkına Varmak (Öz değer), Anlamak ve Kendimizi sevmeyi Öğrenmek OLSUN. Zaten bu üç eylem yapıldığında, hayat sonsuz kapılarını ardı ardına açıyor. Peki, Nedir bu Değer veya Değerli Hissetmek nasıl bir halet-i ruhiyedir? Manevi anlamda değeri TDK şöyle açıklamış; Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bu uzun tanımı bir tarafa bırakacak olursak en basit haliyle değer yahut değerli hissetmek; düşünülmek, anlaşılmak, sevildiğini anlamaktır.  Özdeğer ise; kişinin bütün dış onaylanmalardan özgürleşerek, iç onaylı yaşamayı öğrenmesi, zaten çoktan sevildiğini bilmesi, kendisine şefkat ve öz sevgi duyması, bu huzuru sağlayan insanlarla bir arada bulunup, doğrulayan yerlerde bulunması gibi anlamlara gelir.

Değerlilik aynı zamanda bir seçimdir. Etrafınızda değersiz hissetmenize sebep olan insanlar olabilir ama unutmayın onları hayatınıza çeken de sizsiniz. Şöyle bir gözlemleyin; Çevrenizde bu duyguya kapılmanıza neden olan kimler var? Nasıl aldınız onları hayatınıza? Hayatınız hangi döneminde tanıştınız? Sizi böyle hissettirmeleri için nelere izin verdiniz? Evet, bu izni siz verdiniz onlara, baştan böyle sözleşme yaptınız. Çünkü kendinizi değersiz hisseden sizsiniz ve bu şekilde hissettiğiniz için karşınıza kendinizi sürekli değersiz hissettiren insanlar çıkıyor. Aynı döngüleri yeni baştan yaşıyorsunuz.

İyi haber şu ki, türevi ne olursa olsun hiçbir ilişkiyi sonsuza kadar sürdürmek, hiçbir duygu ve düşünceyi sonsuza dek yaşatmak zorunda değiliz. İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en önemli özellik karar alabilmesi ve aldığı kararları uygulayarak yeni yaratımlar yapabilmesidir. Bağımlı ilişkilerimize son verebiliriz, kendimizi sevdirmek için çabalamamıza gerek yok. Zaten İlahi olan bizi seviyor. O yüzden bugün bir karar alalım ve artık nezaketen, sevilme arzusuyla yaptığımız şeylere son verelim. Dengesiz sevgi verdiğimiz insanlar yerine kendimize harcayalım O emeği. Yanında kötü hissettiğimiz insanları hayatımızdan çıkaralım, olmak istemediğimiz yerlerde olmak zorunda değiliz. Bizi hırpalayan Sevgiliyi eskitelim, eleştiren/yargılayan insanları hayatımızdan serbest bırakalım. Maddi/manevi sürekli verdiğimiz ama asla alamadığımız insanlar bırakalım kuş olsun uçsunlar. Korkmayalım dünya nüfusu BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesinin, Dünya Nüfus Tahminlerine göre 7,6 milyar olmuş. Yani demek istediğim sevip, sevilebileceğimiz/ değer verip, alabileceğimiz yeni insanlar bulma olasılığımız oldukça fazla. Acı çekmekten mi korkuyorsunuz? Yoksa yalnız kalmaktan mı? Duygular geçicidir ve dönüştürülebilir, en derin yas/kayıp gibi olayların bile acı çekme süresinin en fazla iki yıl olduğu artık biliniyor. Yani kendi geçiciliğimiz gibi, Olan her şey geçicidir. Kendimizi yalnızca biz şifalandırabiliriz. Hiçbir psikiyatrist/psikolog, kişisel gelişim uzmanı, antidepresan, ruhsal rehber veya alanındaki başka bir profesyonel bunu bizim için yapamaz. Sadece küçük ve geçici çözümlerle günü atlatmamıza ve sorunu görmezden gelmemize neden olurlar.

Bu bilinçle hizmet etmeyen şeyleri hayatımızdan çıkaracağımız, dünyanın en değerli insanı olarak yaşadığımız, sevgiyi hissettiğimiz nice fevkaladelikler dolu uzun yıllara diyerek bütün okuyucularımızın yeni yıllarını tebrik ediyoruz.

 

Bunlar ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın