"Kafanın söylediklerini duymakla kalbinden gelen mesajı dinlemek arasındaki farkı öğren. Kafanın konuşması toplumun bir ürünüdür. Kalbinin konuşması sonsuzluktan gelir." Aborjin Öğretisi

Bilinmezliğin Çoşkusu

Sanılanın aksine insanın en büyük korkusu ölüm ya da yalnızlık değildir; şu hayattaki en büyük korkumuz kendi refah sınırlarımızdan, bildiğimiz deneyimlediğimiz bölgeden çıkıp, yeniye yol almaktır. Bu öylesine derin bir duygudur ki, bazen insan sırf deneyimlediği, alıştığı için mutluluğa karşın mutsuzluğu seçer. Mutsuz işler, mutsuz evlilikler, toplumun dayattığı mutsuz hayatlar…

Bilinmezlikten neden böylesine korkuyoruz peki? Bunun en büyük nedeni; Beynimizin sürekli bizi kendimizi korumaya yönlendirmeye çalışıyor olması. Bir nevi sürekli güvende kal komutu. Kendi kendimize işkence çektirmemizin, eleştirmemizin, yargılamamızın yegâne sebebidir. Beyin sürekli geriye döner açık arar, uyurken veya uyanıkken bulduğu açıkları kapatarak boşluk doldurur. Ne olursa olsun konağını güvene al. Aslında bizim yararımıza çalışan bir sistemin, bizi bu kadar tüketmesi, sınırlara kafeslere hapsetmesi fazlasıyla ironik. Fakat şunu bilelim ki; neye cesaret edemiyorsak, neye zorundaysak bunun sebebi bizi bize rağmen koruyan kollayan beynimiz…

Belirsizlik korkutucudur. Çünkü daha önce deneyip, sınıflandırmamışızdır. Fakat özgürlüğün anahtarı da bilinmezlik yolunda yürümektir. Evet, sonucunda düşüp, başarısız olabiliriz. Ancak özgürlük uğruna değmez mi? Şu hayatta ne kadar çok bağ ile bağlandığımızı düşünsenize; aile bağları, evlilik bağı, dostluk bağı. Bunlar bize her ne kadar pozitif bağlar olarak gösterilse de, aslında isminde var olan bağ kelimesini sonuna kadar hak ederler.  Çünkü her bağ bizim bir yere ulaşmamızı engeller. Sonsuz beklentiler, karşımızdaki için yapılan fedakârlıklar. Fedakârlık bize anlatıldığı gibi kutsal değildir, ne zaman fedakârlık kelimesi geçse geçmiş zamanlardan hatırladığım şu cümle gelir aklıma; Fedakârlık feda edeni öldürür.  Bu kadar çok bağlı olmasak belki de bilinmeyene yol almak daha kolay olurdu.

Bilinmezlik güzeldir, yeni yaratımlar güzeldir. Korku normaldir, çok korkalım ama bu bizim derin sularda yüzmemize engel olmasın. İzin verirsek şu dünyada bilinmezlik kadar haz veren başka şey yoktur. Çünkü bilinmezlik eşittir her şey olabilir. Sınırsız olasılıklar dünyası.

Başarısız olursak en fazla ne olur? Para kaybedersek en fazla ne olur? Ayrılırsak en fazla ne olur? Hiç kimse şu hayatta yaşadığı şeylerden dolayı ölmez.  Ölüm denilen şey de aslında yeniçağda artık hükmünü yitirdi, bir boyuttaki yaşamın başkasıyla yer değiştirmesinden ibaret bir sıradanlık sadece.

Bilinmezliğe kapılarımızı açarsak, önümüze hangi fırsatların açılacağını hayal edelim. Şu hayatta kimse bize zarar veremez. Belki de ömrümüzde en çok ihtiyaç duyduğumuz Evrene sonsuz güven duyabilmektir. Biz çok seviliyoruz, sırf alıştığımız için mutsuz bir ömre Evet demektense, belirsizlikte görünür olma cesaretine sahip olmak ne büyük hazdır….

Bunu okuyan güzel insan Sen çok değerlisin, Sen çok seviliyorsun ve hep destekleniyorsun. Hayat bizi çok seviyor.

                                        

Bunlar ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın