"Kafanın söylediklerini duymakla kalbinden gelen mesajı dinlemek arasındaki farkı öğren. Kafanın konuşması toplumun bir ürünüdür. Kalbinin konuşması sonsuzluktan gelir." Aborjin Öğretisi

DEĞİŞEN DEĞERLER VE YENİ NESİL KADIN KAHRAMANLAR (“ SHEROES”)

Dünya ile ilgili en çok sevdiğim şey; Sürekli değişen, şekil değiştiren, gelişen ve parçalanarak yeniden bütün oluşturan yaşayan bir organizma olması. Bu bağlamda hiçbir şeyin aynı kalmıyor olduğunu bilmek rahatlatıcı. Her acı bir gün biter, her sıkıntı eninde sonunda hafifler ve er ya da geç kötülük tükenerek yok olur. Eski düzenler yıkılmaya, insanlığın ve içinde bulunulan toplumun evrimi doğrultusunda dağılıp, yenilenmeye mahkûmdur.

Yazımda Siz değerli okurlarımıza aktarmak istediğim konu; Kadın ve Kahramanlık kavramı. Masallarda, animasyonlarda ve çeşitli kültürel ürünlerde Şatosunda Prenslerini bekleyen Zarif, savunmasız prenseslerin kendi potansiyellerinin farkına vararak “ Shero”lara dönüşmesi ve popüler kültürün dayattığı tek tipleştirilmiş, Bay testosteron “Hero”ların yerini almaları üzerine olacak. 

Geçtiğimiz aylarda okurumuz da olan bir arkadaşım neden yazılarımın bu kadar agresif olduğunu ve açık şekilde erkek düşmanlığı yaptığımı sormuştu. Buradan belirtmek isterim ki; düşmanca bir tavır almıyorum ancak yazılarımın sert olduğunu kabul ediyorum. Hak ve özgürlük yolunda yürüyorsanız ne yazık ki gül bahçelerinden geçiyor olmayacaksınız. Gittikleri her yerde bilhassa iş yaptıkları ortamlarda cinsiyet ayrımcılığına, talepkâr bakışlara ve rahatsız edilmelere maruz kalsalardı erkekler de eminim öfkeli olurlardı…

Konumuza geri dönecek olursak;  Hollywood ve film sektörünün de etkisiyle “KAHRAMAN” sözcüğü son yıllarda anlam olarak büyük değişim geçirdi ve neyin kahramanlık olduğu, kime kahraman denileceği konusunda güzel bir kafa karışıklığı yaşanıyor. Önce sınırlar kalktı. Kahraman da olsa kimsenin net iyi veyahut kötü olunamayacağı anlaşıldı. Bu yönde bir parçaları arızalı ya da bozuk karakterler yaratıldı. Hatta kötü karakterlerinde bir noktada kahraman olabileceğine atıfta bulundular. Sonra sadece Beyaz Adamların kahraman olamayacağını anlamış bulundular ve Black Panther gibi ses getiren bir yapım ortaya çıktı ki; sadece siyahiler için değil, oluşturdukları güçlü, kadın savaşçı karakterleri ile de umut vericiydi. Üstelik bu kadınların güzellik sembolü kabul edilen uzun, parlak, bakımlı saçlara da ihtiyacı yoktu. Gel Gadot ve Wonder Woman da kadınların da süper kahramanlar olabileceğini, istediklerini yapabileceklerini dünyaya göstermiş oldu. Her ne kadar bazı kadın hakları aktivistleri tarafından görünümü nedeniyle “Meta”laştırılmış kabul edilip, eleştirilse de, dünya çapında çok sayıda kız çocuğuna örnek oldu.  Asıl bomba ise Captain Marvel; Carol Denvers karakteri oldu. Wonder Woman gibi iddialı ve seksi kostümler olmadan da kadınların kahraman olabileceğinin kanıtı oldu. Kadınların bastırılmış gücünden ve bu gücü serbest bırakmaları halinde içinde yaşanılan evrenin nasıl değişebileceğine dair güçlü mesajları vardı. Fantastik ögeler çıkarıldığında, olağanüstü bir gerçeklik yakalandığını söyleyebilirim. Göçmenler ve yabancıların algılanışı, Duvar ve Trump’ın göçmenlik politikalarına karşı enfes bir bakış açısı işlenmiş.

Gerek film sektöründe yaşanan gelişmeler gerekse Clarissa Pinkola Estes’in yazım dünyasında devrim yaratan kitabı Kurtlarla Koşan Kadınların etkisiyle artık yeni bir dönem başlamış oldu. Kız çocukları artık prens hayali kurmak ve Barbie gibi görünmek yerine wonder woman, Carol Denvers olmak istiyorlar. Yılların sarışın, uzun, incecik Barbie’si de durumu anlamış olacak ki, klişe imajından vazgeçip beyazdan siyaha, Avrupalıdan Asyalıya, incelikten kıvrımlara yeni görünümlere bürünmekte. Çeşitli ülkelerden kızlara rol model olacak farklı, güçlü kadınlarla işbirliği yapmaktalar. Bizde de Gülse Birsel gibi kadından komedyen olmaz algısını yerle bir eden, yazan, çizen, güldüren, düşündüren üstelikte “ÇOCUKSUZ” da tam ve bütün kadın olunabileceğini, aile kurulabileceğini kanıtlayan bir kadınla anlaşmaları yüz güldürücü.

Ne yazık ki kültürel kodlarla DNA’lara işlenmiş, kadını geri planda tutan baskıcı tutum ve uygulamaların tamamen son bulması o kadar kolay olmayacak, özellikle de dün öğrendiğim Nasrin Sotudeha adlı İranlı kadının, kadınların zorla kapatılmasına karşı verdiği mücadelesi nedeniyle 38 yıl hapis ve 148 kırbaç cezası alması bunun bir kanıtı olsa gerek. Umarım biraz vicdanla bu cezadan vazgeçilir. Ama ne olursa olsun, kolay olmasa da değişiyoruz. Bunu okuyan sevgili okur lütfen kız çocukları ile erkek çocuklarına aynı davranın. Lütfen eğer anne olmayı seçiyorsanız, güçlü kadın kahramanların yetişmesine izin verin çünkü daha şiddetsiz, dişi enerji ile yaratıcılığın sarmaladığı daha iyi bir dünyada yaşamayı hak ediyoruz.

İsimli ve isimsiz Tüm Kadın Kahramanlara Sevgiyle, Güzel hafta sonları…         

Bunlar ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın