Please specify the group

EDEBİYAT

Bir Nevruz Hikayesi

  Zümrüt yeşili ova cıvıl cıvıl, ışıl ışıl günler geçiriyordu. Bahar güneşi üzerine çiğ düşmüş taze çimenlerin, yumuşacık pembe tüyleri su damlacıklarıyla süslü deve dikenlerinin, miskinliği üzerinden atmaya çalışan uğurböceklerinin, geceden sabaha karınları iyice...

Tarihimizi Aydınlatan Belgeler

1996 yılında emekli olduktan sonra serbest avukat olan Necdet BAYRAKTAROĞLU, birçok yerli ve yabancı şirkete, kişilere hukuk danışmanlığı yapar. Bu arada, birçok vakıf, cemiyet ve dernekte de görevler alıp, aktif bir sosyal hayat da yaşar.  Yöre ve ülke konulu konferans, seminer ve faaliyetler düzenler. Bu arada, uzun zaman üzerinde çalıştığı Türk tarihiyle ilgili araştırmalarını derlemeye başlar ve aşağıda resmini gördüğünüz “Tarihimizdeki Muhteşem Mektuplar” kitabını yayımlar. Dergimizde ”Türkçemiz ve Fermanlar” başlıklı yazısını yayınlamaktan onur duyduğumuz yazarın bu kitabı da; tarihe ışık tutan çok güzel ve özel bir çalışmanın ürünüdür.

ZÜMRÜD-Ü ANKA

Evrenin kalbinde kayboldum… Kısıtlı bir bedenin içinde, Mozaikler gibi parça parça oldum. Sonra yeniden birleştim. Defalarca yandım, eridim, Kül olup bittim. Milyonlarca kere, Kendimi doğurdum. Öldüm ve yeniden doğdum  Kâinatın ruhunu üfledim kalbime, Delip...

DÜNYA SİZİN OLSUN, BEN GİDİYORUM

 (DARDA YETENLER, AZLA YETİNENLER VE BİR DAĞ MİSALİ GÖÇENLER İÇİN)   Yağmurda, ayazda, yazda, baharda Yaylada, ovada, vadide, dağda Uğrunda göçtüğüm bu kutlu sevda, Size miras kalsın, ben gidiyorum.   Hiç benim olmayan hanlar,...

BİRER BİRER

Birer birer başladılar gitmeye… Ötelerdeydi önce… fark ettirmeden yaklaştı… Duyar duymaz unuttuklarımla, duyar duymaz sarsıldıklarım yer değiştirdi… Gitmelerle başladı her şey… hastalananlar oldu… ve ölümler… Birer birer başladılar önce… Uzaklardan… Birer birer… Tanıdıklar çekildi...

NE KOLAY!

Ne kolay değil mi Bir kalemde silmek her şeyi İlk bakışta vermek notunu Başlamadan bitirmek… Ruhsuz, duygusuz, soğuk Yüz hatlarından yargılamak…     Ne bana soran oldu oysa Ne yanımda duran Onca zaman bir...

KIRIM SOYKIRIM DESTANI

Mayısın onsekizi, bir Perşembe gününde; STALİN kudurmuştu, vahşi bir telaştaydı. İhanetle suçlandı, bütün KIRIM Türkleri; Oysa ki, yirmi bin genç,cephede savaştaydı.   Çocuklar; beşikte, anne koynunda çocuklar; Sabaha karşı, tam üçte uyandırıldılar. Dipçik darbeleri...

PİŞEREK,YANARAK GELDİK!

Biz bu vatan sevdasını Aşkın en yücesini, hasını Her devirde tasasını Yürekte duyarak geldik. Yadsımadık bile bile Savrulmadık yele göre Amelimiz ona göre Hep Hakk’ı anarak geldik. Yüklendik yükü palansız Seslendik; içten, yalansız Olmadık...

DENİZE BENZEYEN DESTAN

SİGARA FALI (ÖZET) Belki de binlerce sevda kağıda yazılmadan, Eserleştirilip hayata kazılmadan , İnsanlara anlatılmadan, Ölmüş yüreklerle beraber Mezarlara göçüp toprak oldu veya Ruhlara karışıp göklere uçtu.   Ben, sevdamın böyle bir azap yaşamasına razı olamam....