top of page

1877’den 1989’aBulgarların Etnik Temizlik Siyaseti

Güncelleme tarihi: 16 Kas 2025


Özet

Günümüz Bulgaristan topraklarında ve bazı savaşlar sırasında daha geniş coğrafyada yaşayan Türklere ve Pomaklara karşı katliamlar, zorunlu kitlesel göçler organize edilmiş, terör yöntemleriyle malları gasp edilmiş, yıkımlar gerçekleştirilmiş, çok sayıda köy haritadan silinmiştir. Etnik temizlik projesi kapsamında gerçekleştirilen katliamlar, zorunlu göçler, namusa, insan onuruna saldırılar ve Hıristiyanlaştırma/Bulgarlaştırma uygulamaları 1877’de başlamış ve aralıklarla 1989’a kadar sürmüştür. Bildiride, Bulgaristan’da yaşayan Türklere ve Pomaklara karşı gerçekleştirilen toplu katliam, zorunlu göç ve zorunlu Hıristiyanlaştırma/Bulgarlaştırma gibi farklı etnik temizlik süreçleri, özellikle Bulgar arşiv belgelerinin ve görgü tanığı hatıralarının sunduğu kanıtlar temelinde ele alınmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Etnik temizlik, Türkler, Pomaklar, Hıristiyanlaştırma, Bulgarlaştırma, zorunlu göç, asimilasyon

Osmanlı-Rus Harbi (1877-1878) ve Balkan Savaşlarında (1912-1913) doruk noktasına ulaşan, ardından aralıklarla süren, 1970’li-1980’li yıllarda yine alevlenen Bulgar zulmünün hedefi, dini İslâm ya da etnik kökeni Türk olanlardı. Başlangıçta Rusların yönlendirilmesi ve yardımlarıyla Bulgarlar, savaş ortamında ve ardından özerklik kurulan coğrafyada Müslümanlara yönelik etnik temizlik planını uygulamaya başlamıştır. Bu doğrultuda kitlesel katliamlar yapılmış, bozgun paniği yaratılarak zorunlu göçler organize edilmiş, zorunlu Hıristiyanlaştırma/Bulgarlaştırma kampanyaları uygulanmış, terör yöntemleriyle namusa, insan onuruna saldırılar gerçekleştirilmiş, mallar gasp edilmiş, yıkımlar gerçekleştirilmiş, birçok Türk ve Pomak köyü haritadan silinmiştir.

1 A.Ü.Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Slav Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Bulgar Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.

Gerçekleştirilen etnik temizlik sonucunda bu topraklarda Rusların yönlendireceği, tek milletin ve tek dinin var olacağı bir devlet kurulacaktır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbini, “ırk ve yok etme savaşı”na 2 dönüştürenlerden biri olan Rus Panslavist Prens Çerkaskiy, “Yumurta kırmayı göze alamayan omlet yiyemez” 3 sözleriyle Bulgarlara açık olarak etnik temizlik yapmaları yönünde tavsiyelerde bulunmuştur. Rus ordusu da Tuna’nın güneyine geçer geçmez katliamlar gerçekleştirerek insanlık dışı suçlar işlemiştir. 4 Rus ordusunda subay olarak görev alan ve kurulacak Bulgar Prensliği’nin ilk Prensi olarak atanan, Alman aristokrat Aleksandır Batenberg, ele geçirildikten sonra Plevne’de tanık olduğu olayları savaş sırasında tuttuğu güncesine şöyle aktarmıştır: “(Salı, 11 Aralık 1877) Rus ve Romen askerleri birbirleriyle yarışarak yağmalamaya başladı. Ganimetle dolu kervanlar uzaklaşırken, etrafta binlerce kişi can çekişiyordu ama bu hiç kimsenin umurunda değildi. Şehirde çığlıklar ve kırılan kapıların gürültüleri yükseliyordu. Türkler gruplar halinde sokaklarda ölüyordu. Korkunç bir manzara! Türkler sinekler gibi açlıktan can veriyordu!” 5 Muhabir olarak savaşı izleyen ve genelde Rusların işlediği insanlık suçlarını görmezlikten gelen gazeteci-yazar V. İ. Nemiroviç-Dançenko Ocak 1878’de Edirne’ye doğru ilerleyen Rus Ordusunun korkunç katliamına güncesinde yer vermiştir. “İki hafta sonra binlerce çocuk cesedi yol boyu çürümekteydi ve bizim Rus başıbozukları korkunç bir şekilde suçluyordu. (…) Hasköy’den Edirne’ye kadar uzanan yol, insanı tiksindiren bir manzaradan ibaretti. Kara çamurun içinde hala binlerce çocuk cesedi yuvarlanıyordu. Yol boyu bulunan evlere göz atmak bile korkunçtu. Açlıktan ölmekte olanlar bize doğru sürünerek geliyordu. Bazı çocuk yığınlarında hala hayat belirtisi vardı. Çocuklar bize doğru geliyordu, kokluyordu, sadece ve sadece ekmek istiyorlardı. (…) Türklerin bize olan nefretinin büyüklüğü de ortadaydı. Çünkü kadınlar ve kızlar askerlerimiz tarafından kurtarılmak yerine açlıktan ölmeyi tercih ediyordu. Edirne’ye gitmekten de vazgeçiyor ve kız kardeşlerinin, annelerinin cesetleri başında ölümü bekliyordu.” 6 Bulgaristan Prensliğinin Birinci Prensi Aleksandır Batenberg ise Bulgarların işlediği bir katliamı şöyle dile getirmiştir.

2 Şimşir, N. B. Rumeli’den Türk Göçleri, Belgeler, Cilt I, Ankara 1968, s. 52, 53. 3 Şimşir, N. B., Bulgaristan Türkleri (1878-2008), Ankara 2009, s. 218. 4 Ayrıntılı Bilgi için bkz.: Şimşir, N. B. Rumeli’den Türk Göçleri, Belgeler, Cilt I, Ankara 1968; McCarthy, J., Ölüm ve Sürgün. Osmanlı Müslümanlarının Etnik Kıyımı (1821-1922), cev. Fatma Sarıkaya, Ankara 2014. 5 Batenberg, Al. Dnevnik, Sofya 1992, s. 62. 6 Nemiroviç-Dançenko, V. İ., Godini na voyna (Dnevnik na ruskiya korespondent), Sofiya 2008, s. 513, 518.

“(Cuma, 1 Şubat 1878) Harmanlı’da Bulgarlar, kaçmakta olan yaklaşık 200 bin Türk’e saldırmışlar ve korkunç bir katliam yapmışlar… Her yeri kan götürüyor, sokakları, evleri… Her yerde insan ve hayvan cesedi… Eşeklerin bile boğazları kesilmişti.” 7 93 Harbini “Türklere karşı işlenen bir soykırım” olarak niteleyen tarihçimiz Bilal Şimşir; 1 milyon kadar Türk’ün, çok kanlı bir şekilde yerlerinden sökülüp göçe zorlandığını, yarım milyon kadarının da daha 1877-78 yıllarında katliamdan, açlıktan, soğuktan ve salgın hastalıklardan kırıldığını, Bulgar Devleti’nin de bu insanların kemikleri üzerinde kurulduğunu yazmıştır. 8 “Osmanlı İmparatorluğu toprakları üzerinde kurulmuş olan öteki milli devletlerin hiçbiri Bulgar devleti kadar, günahsız Türk kurbanı yutmamıştır. Bir tel örnek verelim:: bugün işçi otomobillerimizin ve TIR kamyonlarımızın mekik dokudukları E-5 karayolunun Filibe (Plovdiv)n – Mustafa Paşa (Svilengrad) bölümünde, Ocak 1878’de, yaklaşık 50 000 arabalı bir Türk göçmen kitlesi tola Tutularak yok edilmiştir.” 9 Müslümanlara yönelik etnik temizlik; savaştan sonra da zorunlu zorunlu göçler ve zorunlu asimilasyonla devam etmiştir. Savaş sırasında kaçırılan kız çocukları ve genç kadınlar, kaybolan veya yetim kalan erkek çocukları Kilise tarafından ve Bulgar ailelerince hemen Hıristiyanlaştırılmıştır. Bu korkunç gerçek; Dönemin Başbakanı ile Dış ve Din İşleri Bakanı Dragan Tsankov’un Valilere gönderdiği emrinde açıkça görülmektedir: “Savaş sonrasında kimsesiz kalan ve reşit olmayan Türk çocukları Bulgar aileler tarafından alınarak Hıristiyanlaştırılmıştır. Geri dönen ve çocuklarını almak isteyen aileler yakınlıklarını kanıtladıkları taktirde bu çocuklar iade edilecektir. Belediye Başkanları, yerel Hıristiyan ve Müslüman yetkililerin huzurunda kendi rızasıyla Hıristiyanlıktan vazgeçtiklerini beyan eden kızlar da ailelerine iade edilecektir.

Bakan D. Tsankov” 10 Buna rağmen Bulgar Kilisesi en yüksek düzeyde direnmektedir. Bulgar Ekzarhı I. Yosif,’in Aralık 1881 yılında Dış ve Din İşleri Bakanlığına gönderdiği cevap niteliğindeki mektubunda “Hıristiyanlığı kabul etmiş Türk çocukları, reşit olana kadar bulundukları ailelerde Hıristiyan olarak kalmalıdır.” 11 yazmaktadır. Bulgar arşivlerinde Kilisenin bu

7 Batenberg, A. Dnevnik, Sofiya 1992, s. 78. 8 Şimşir, N. B., Bulgaristan Türkleri (1878-2008), Ankara 2009, s. 18-19, 217-219. 9 A.g.e., s. 218-219. 10 Dırjaven vestnik, sayı 59, 26 Yuli (Temmuz) 1880, s. 3; Daha ayrıntılı bilgi için bkz.: TsDA, Fond 166, op.6. 11 TsDA, Fond 166, op.6.

şekilde davrandığı, bazen de devletin resmi adalet ve güvenlik organlarının Kiliseye destek olduğu ile ilgili çok sayıda belge mevcuttur. Osmanlı-Rus Harbi (1877-1878) sırasında ve sonrasında gerçekleştirilen Hıristiyanlaştırma faaliyetleri, Müslüman ve Türk çocukları ile kaçırılan kadınlarla sınırlı kalmamaktadır. Plevne ve Lofça bölgesinde birçok Pomak ailesi zorunlu Hıristiyanlaştırılmıştır. 12 Bu zorunlu Hıristiyanlaştırma kampanyası için Devletten maddi yardım talep eden Dış ve Din İşleri Bakanlığı’na cevaben gönderilmiş Bakanlar Kurulu Kararı, Bulgar yetkililerinin Hıristiyanlaştırma/Bulgarlaştırma sınırlarını çok açık bir biçimde çizmiştir. Yetkilere göre Pomaklar doğal olarak Bulgar olmalıdırlar. O nedenle Hıristiyan olmuş Pomaklar maddi yardım hak etmemektedir. Fakat Türkleri Hıristiyanlaştırabilmek için bazı “fedakarlıklar” yapmak mümkündür. Bu konuda 1 Eylül 1881’de alınan Bakanlar Kurulu kararında şu önemli bilgi kayda geçmiştir: “Hıristiyan dinini kabul eden Mohamedanlara (Pomaklara) para yardımı yapılmamalı. (…) Ancak bir kaç Türk sülalesi toplu halde Hıristiyanlığı kabul ederse, onlara para yardımı yapılması uygundur.” 13 Barış döneminde devam eden, baskılar ve göç psikozu yaratma yöntemleriyle kendini gösteren Bulgarların Müslümanlardan kurtulma siyaseti hiç kesilmemiştir. Osmanlı-Rus Harbinden (1877-1878) sonra göçler devam etmiş ve özellikle 1885 ve ardından yoğunlaşmıştır. Osmanlı Devletine bağlı oğlan Bulgaristan Prensliği, 5 Ekim 1908 tarihinden itibaren tek taraflı, Bulgaristan Çarlığı olarak ilan edilmiştir. Bulgaristan’ın bağımsızlığı anlamına gelen bu ilandan 1 yıl sonra Bulgaristan, Osmanlı İmparatorluğu da dahil olmak üzere uluslararası düzeyde bağımsız bir devlet olarak tanınmıştır. Bulgar yönetimi, o tarihten itibaren Balkan Savaşı için hazırlıklara başlamıştır. Çarın desteğini de arkasına alan Bulgar çeteleri; 1912 yılının ilk aylarında, en yoğun etnik temizlik tatbikatlarına çıkmışlardır. 14 Çar Ferdinand 8 Ekim 1912 tarihli manifestosunda Birinci Balkan Savaşını “haçın hilale karşı” yaptığı harp olarak nitelendirir; Bulgarları, “kan ve din kardeşlerini”, “Hıristiyanları”, “kutsal göreve” 15 davet etmiştir. Kilise ise, “Balkanların haçlı seferi” sırasında “aşağılanmış

12 A.g.e. 13 A.g.e. 14 Örneğin Nevrokop’a bağlı Ablanitsa köyüne Şubat 1912’de peş peşe yapılan üç saldırı sonucunda 125 erkek yakalanarak kurşuna dizilmiştir. Yakın Bulgar köylerinden olan çeteciler, Jijevo köyünü ateşe vererek birkaç çocuk ve yaşlı kadın dışında tüm halkı öldürmüş, yakında bulunan Koçan, Vılkosel gibi başka Müslüman köyü sakinleri de bu saldırılardan zarar görmüştür. Bkz. İmam, İ. – Kondareva, S., Ablanitsa prez vekovete, s. 141-153.

haçın dirilişinin gerçekleşeceğini” öne sürmüştür. 16 Buna benzer propaganda araçları ve yöntemlerle Bulgar halkı yeni etnik temizlik için özellikle hazırlanmıştır. Filibe’deki bir yayınevi tarafından basılıp dağıtılan ırkçı, nefret dolu “Bir Süngüye Beş Kişi” adlı kartpostal serisi Türk milletinin sahip olduğu tüm değerlerini aşağılamak, Bulgarları kışkırtmak amacını taşımaktadır. 17 Tıpkı 93 Harbinde (1877-1878) olduğu gibi şimdi de Balkanlar, Türklere ve Müslümanlara karşı, kuralsız, taş üstünde taş bırakmayacak kadar acımasız, etnik temizlik ve göçlerin yaşandığı, insan onurunun hiçe sayıldığı, gaspların gerçekleştirildiği bir savaşın sahnesidir. Rus muhabiri olarak Balkan Savaşlarını (1912-1913) izleyen Lev Troçki, Türklere ve Pomaklara yönelik gerçekleştirilmiş korkunç etnik temizliğin tanıklarındandır. Troçki Birinci Balkan Savaşı sırasında yazdığı protesto mektuplarında; Bulgaristan’ın yabancı basın mensuplarına uyguladığı savaş sansürünün başında bulunan yazar Petko Todorov’a şöyle seslenmiştir: “Savaşınızı, barbarlığa karşı medeniyet için yapılan bir haçlı seferi diye tarif ettiniz. Kalemleriniz ve makaslarınızla, göndermek istediğimiz bütün telgrafları ve yazıları bu iki kategoriye uydurmak için büyük gayret gösterdiniz. Ama şimdi Avrupa, o haçlı seferi ordusunun geçtiği yolun, kültürden nasibini almış bir insanın, hissetme ve düşünme aczi yaşamayan herkesin tüylerini ürpertecek, midesini bulandıracak suçların izleriyle kaplı olduğunu öğrenecektir.” 18 “Malko Tırnova’ya gidin, oradan da Kırcali’ye - yolda elleri arkadan bağlanmış ve boğazları boyun kemiklerine kadar kesilmiş sakallı Müslümanlara rastlayacaksınız; evinin yanı başında kafasına yediği bir darbeyle ölmüş ve yere serili yatan birçok ihtiyar Müslüman kadınla karşılaşacaksınız. Ayrıca kuşkusuz, Türk çocuklarının cesetleri de gözünüze çarpacaktır…” 19 Birinci Balkan Savaşında gerçekleşen korkunç Bulgar katliamlarından Pomaklar da kurtulamamıştır: “Savaşın ta en başında, Rodop mıntıkasındaki kuvvetlerinizin top ateşine tutarak bir Pomak köyünü, o köyde bulunan herkesi, her şeyi - evleri, çiftlikleri, insanları, hayvanları, 15 Kişkilova, P., Balkanskite voyni po stranitsite na bılgarskiya peçat 1912-1913, Sofiya, 1999, s.40- 41; Azmanov, D., Moyata epoha 1878-1919, Sofiya, 1995, s. 95. 16 Eldırov, Sv., “Bılgarskata pravoslavna tsırkva i bılgarite müsülmani 1878-1944 g.” harrybg.blogspot.com/2007/09/1878-1944.html (Erişim, 30 Mart 2013); Troçki, L., Balkan Savaşları, çev. T. Güney, Ankara, 2012, s. 409. 17 Bkz.: Dinç, G., Mehmed Nail Bey’in Derlediği Kartpostallarla Balkan Savaşı (1912-1913), İstanbul, 2008. 18 Troçki, L., Balkan Savaşları, çev. T. Güney, Ankara, 2012, s. 409. 19 A.g.e. s. 410.

kadınları, çocukları - yok ettiklerini bilmiyor muydunuz? (…) Ama Pomaklara karşı ortaçağı andıran bu misilleme hareketine ilişkin bir haberi, sizin askeri sansür kurulunuzun, tamamıyla sansür ederek yollanmasına izin vermediği gerçeği; o zaman daha bu suç herkesin kafasında tazeliğini, etkisini korurken, yeterince sert bir şekilde kınanıp gerekli uyarıların yapılmadığı gerçeği olduğu yerde duruyor (…).” 20 Müslüman topluluklara karşı etnik temizlik yapan Bulgar ordusu mensuplarıyla ilgili bilgilere, asker olan Bulgar görgü tanıklarının anılarında da rastlamak mümkündür. Sl. Diçev’e göre Arda boyundaki bölgede geri çekilen Türk ordusu tarafından iki Bulgar askerinin gözlerinin çıkarılmasına çok kızan Binbaşı Dolapçev, köylerde yaşayan ve ileri sürülen olayla hiçbir ilgisi olmayan Pomak halkına katliam yapılmasını emretmiştir: “İlerleyen güçlere herkesin kılıçtan geçirilmesini, köylerde taş üstünde taş bırakılmamasını emretti. Gece bu manzara dehşet vericiydi. Gözlerimizin önünde onlarca köy ve mahalle yanıyor, köpekler havlıyor ve uluyor, büyük baş hayvanlar böğürüyor, atlar kişniyor, çocuklar ağlıyordu; kadın ve silah sesleri duyuluyordu. Bu manzara yirmi dört saat sürdü.” 21 Bulgar çeteci Hristo Silyanov’un Makedonya bölgesiyle ilgili itirafları ise tüyler ürperticidir: “Doğu ve Kuzeydoğuda Türklerin evleri, samanlıkları, köyleri yanıyordu: orada bizim köylümüz, çetecimiz, Yunan çetecisi ve belki de Yunan askeri misilleme yapıyordu. (…) Ben düşmanın bozguna uğratılması ve aşağılanmış olması durumuyla alay ediyordum. Daha ötesinde karşıma çıkan Türk ailelerin oluşturduğu manzara da benim alaycı tavrımı yok etmedi. Lerinden ve Kayalar civarındaki zarar gören köylerden muhacirler, çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere su birikintisi içinde duruyor ve yağmurun altında, ıslak bedenlerine yapışmış pamuklu şalvarlar içinde soğuktan titriyordu. Yanlarından geçerken fenerlerin loş ışıkları altında bize dikilen aptal ve çaresiz bakışlarını görebiliyorduk.” 22 1912-1913 zorunlu Hıristiyanlaştırmada görev alan bir Bulgar din adamı da savaşın Pomaklara verdiği korkunç zararı şu sözlerle dile getirmiştir: “Pomak köylerinin ateşe verilmiş olmasından dolayı felaket büyüktür. Toplam 1100 ev yakılmıştır: Karşilya’da 130, Smilyan’da 220, Palas’ta 350, Soyçuk’ta 180, Tırın’da 110, Topuklu’da 160 ve Alamidere’de 35 ev. Bilindiği gibi, bu köyler Bulgarlar tarafından ele 20 A.g.e., s. 409. 21 Haytov, N.- Diçev, Sl. Minaloto na Yavorovo, s. 403, www.promacedonia.org/nh/nh_manastir_1b.htm#14 (Erişim 04 Nisan 2013). 22 Silyanov, Hr., Pisma i izpovedi na edin çentik. Spomeni ot Strandja, ot Vitoşa do Gramos, Sofiya, 1984, s. 490, 502.

geçirildikten sonra Pomaklar, Türk askerleriyle irtibata geçtikleri için ve onlara her türlü yardımı yaptıkları için yakılmıştı.” 23   “Babek Köyü çeteler tarafından ateşe verilmiştir. Bundan önce 300-350 evden oluşan 3000 nüfuslu köyde şimdi sadece 10 ev kalmıştır.” 24 Fakat yaşanan etnik temizlik sadece bununla sınırlı kalmamıştır. 25 Kasım 1912’de Hristo Çernopeev’in 15 kişilik çetesi tarafından Nevrokop’ta (bugünkü Gotse Delçev’de) başka bir uygulama başlatılmıştır. 25 Birinci Kitlesel Asimilasyon 26 adıyla Bulgaristan ve dünya tarih bilimine geçen bu Hıristiyanlaştırma/Bulgarlaştırma süreci; işkence, zorbalık ve silah kuvvetiyle gerçekleştirilmiştir. Yaklaşık 300 bin Pomak zorla, kanlı bir şekilde Bulgarlaştırılmıştır. 27 Bunu da yeni ve çok yoğun bir göç dalgası izlemiştir. 28 İçinde bulundukları son derece zor şartlara, verdikleri kayıplara rağmen cesur olan bazı Pomaklar seslerini duyurmaya çalışmıştır. Bir grup temsilci Filibe’deki Müftüye gidip onunla birlikte Komutanlığa çıkarak, Hıristiyanlaştırma uygulamasının zorunlu olduğunu dile getirmiş, halka yapılan zulmü bildirmiş ve Alman Elçiliği’ne telgraf çekmiştir. 29 Başka bir grup ise Bulgar Meclisine başvurmuştur. 30 Aynı zamanda da Osmanlı Devletinin resmi makamlarına başvurulmuştur, destek istenmiştir. 31 1919-1923 yılları arasındaki Çiftçi Partisi Başkanı Aleksandır Stamboliyski (1879- 1923) yönetimi azınlıklar için bir ümit niteliğini taşısa da kanlı bir darbeyle sona erdirilir. Irkçı siyaset, yeniden gün yüzüne çıkar ve öncelikle, Türkler ile Pomaklar arasında, husumet yaratma çabalarına girişilir. Pomak ve Türk çocukları, 1924 yılından itibaren farklı okullarda eğitilir. Bu doğrultuda Pomakların yoğun olarak yaşadığı Paşmaklı’daki (Smolyan) Müftülük 23 Georgiev, V. - Trifonov, St., Pokrıstvaneto na bılgarite mohamedani 1912-1913. Dokumenti, Sofiya, 1995, s. 26. 24 A.g.e, s. 289. 25 Belgede, ‘Dün Çernopeev 15 kişilik çetesiyle Pomakları Hıristiyanlaştırmak için Drama’nın Kuzey ve Kuzeybatıdaki köylere yola çıktı’, ifadesi bulunmaktadır. Georgiev, V.- Trifonov, St., Pokrıstvaneto na bılgarite mohamedani 1912-1913. Dokumenti, Sofiya 1995 s. 14-16; Bu bölgedeki Hıristiyanlaştırma konusunda bkz.: Karpaç, U., İstoriya za razvitieto na Lıjnitsa, Lıjnitsa 2012, s. 16- 20. 26 Ayrıntılı bilgi için bkz.: Koyuncu, A., “Balkan Savaşları Sırasında Pomakların Zorla Tanassur Edilmesi (1912-1913)”, OTAM, Sayı 33, 2013. Zafer, Z., “Balkan Savaşları ve Pomaklar”, 100. Yılında Balkan Savaşları 81912-1913) İhtilaflı Duruşlar, Cilt I, Türk Tarih Kurumu, Ankara 2014. 27 Zelengora, G. Pomatsite v Turtsiya, Sofia 2014, s. 21-39.; Zelengora, G., “Balkan Savaşı-Kitlesel Ölüm ve Etnik Temizlik”, Bulgarcadan çev. Ayşe Kayapınar, BELETEN, Cilt LXXVIII, Sayı 281, Nisan 2014, s. 315-342. 28 A.g.e. 29 Georgiev, V.- Trifonov, St., Pokrıstvaneto na bılgarite mohamedani 1912-1913. Dokumenti, Sofiya 1995 s s. 21. 30 A.g.e. s. 106-107. 31 Koyuncu, Aşkın, “Balkan Savaşları Sırasında Pomakların Zorla Tanassur Edilmesi (1912-1913)”, OTAM, Sayı 33, 2013, s. 178-180.

Sofya Baş Müftülüğünden ayrılarak bağımsız bir duruma getirilir. 1933 yılında Bulgarlar tarafından harap edilen Razgrad’taki Türk Mezarlığı hadisesi 32 , yeni baskıların sadece bir örneğidir. Bulgaristan’da yaşayan Müslümanların dinmeyen sıkıntıları 1923-1939 yılları arasında bile, yaklaşık 200 bin Türk ve Pomakın, Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç etmesine neden olmuştur. 33 Bulgar Devletinin desteğiyle kurdurulan şoven Rodina Birliği (Drujba Rodina) 34 önderliğinde 1940’ta Rodop Bölgesinde İkinci Kitlesel Bulgarlaştırma kampanyası başlamıştır. Rodina Birliği, faaliyetine hız kazandırırken 1942 yılında Bulgar Meclisi’nde “Bulgar asıllı vatandaşların, adlarını Bulgar adıyla değiştirebilecekleri, buna ilişkin talep ve başvuru dilekçelerinin mahkemelere sunulacağı, kimlik değiştirme işleminden masraf alınmayacağı” 35 gibi düzenlemeler kabul edilmiş ve yasa hükmüne bağlanmıştır. 09. 09. 1944 yılında Sovyet Ordusunun yardımıyla gerçekleştirilen darbe sonucunda iktidara gelen Vatan Cephesi sadece Pomaklara ve Türklere değil, ülkenin tüm azınlıklarına önemli haklar vaat etmiştir. Moskova’da yaşadığı 1945’te Türklerden “güney sınırında yaşayan, Bulgar olmayan halk” olarak söz eden, haklarında “dikkatli olmalıyız” 36 uyarısını yapan, geleceğin Bulgar Başbakanı Georgi Dimitrov 1946’da devletin başına geçmiştir. 1947’de kendini yetirince güçlü hisseden rejim sosyalist diktatörlüğe doğru gitmeye başlamış ve eski yönetimlerin uyguladığı baskılara başvurmuştur. 1947’den itibaren; Şumnu, Sofya, Rusçuk ve Burgaz’daki Türk aydınlara gerçek dışı suçlamalarla idam ve ağır hapis cezaları verilmiştir 37 . Artık toplu katliamlar yoktur fakat, yaratılan zorunlu göçler aracılığıyla Türklere ve Pomaklara yönelik etnik temizlik siyaseti planlı bir şekilde devam etmiştir. Bulgar Hükümeti; 10 Ağustos 1950’de Türkiye’ye verdiği notada, Bulgaristan Türklerinden 250 000 kişinin, üç ay içinde, göçmen olarak alınmasını istemiştir. Bu nota sonucunda 1950 - 1951 zorunlu göç kampanyasında yaklaşık 155 000 Bulgaristan Türkü yurdunu terk ederek ülkemize göç etmiştir. 38

32 Ayrıntılı bilgi için bkz.: Deliorman, M. N. Çanlar Benim İçin Çaldı. Razgrad Mezarlık Hadisesinde, İstanbul 1955. 33 Şimşir, N. B., Bulgaristan Türkleri (1878-2008), Ankara 2009, s. 229. 34 Rodina Birliği yöneticileri Sosyalist rejimi kurulduktan sonra yargılanmış, birlik kapatılmıştır. Fakat Rodina Birliği 1990’lardan sonraki “demokrasi” döneminde yeniden kurularak günümüzde de Müslüman ve Roman azınlıklarına karşı ırkçı politikasını devam etmektedir. 35 Dırjaven vestnık, 8 Yuli (Temmuz), 1942, s. 1-2. 36 Baeva İ. – Kalinova, E., Arhivite govoryat. “Vızroditelniyat protses”. Bılgarskata dırjava i bılgarskite turtsi (sredata na 30-te – naçaloto na 90-te godini na XX vek), Tom I, Sofiya 2009, s. 45- 46. 37 Bkz. Kılıç, O. Kader Kurbanı, Ankara 1993. 38 Şimşir, N. B., Bulgaristan Türkleri (1878-2008), Ankara 2009, s. 246.

Türklere karşı göç silahını kullanan totaliter rejim, diğer Müslüman topluluklara yönelik Bulgarlaştırma uygulamasından hiç vazgeçmemiştir. 1960’ların ilk yarısında Müslüman Romanların bir kısmının isimleri değiştirilmiştir. Pomaklara yönelik isim değiştirme hazırlıkları da aynı dönemde, yani 60’larda başlamış ve giderek yoğunlaşmıştır. Üçüncü olan bu kitlesel isim değiştirme kampanyası, Bulgaristan sosyalist rejiminin ilk denemesi olarak tarihe geçmiştir. Bu zorunlu asimilasyona karşı çıkmak için ormanlara sığınan Pomak topluluğu sonunda Bulgarlaştırılmıştır. Nevrekop’a (Gotse Delçev) bağlı Ribnovo Köyü’nün toplu olarak karşı çıkması ve isim değiştirmek için köye gelen polis, asker ve sivilleri kovması, Parti-Devleti geçici olarak geri adım atmasına zorlamış 39 ve değiştirilmiş olan tüm Pomakların isimleri bu defa da iade edilmiştir. Ama asimilasyondan vazgeçme niyetinde olmayan Bulgaristan yetkililer, 1970 yılında yürürlüğe koyacakları devasa kampanyanın hazırlıklarını sürdürmüş ve Komünist Partisi Merkez Komitesi, 17 Haziran 1970 tarihinde, bir karar çıkartmıştır. Karara göre; “Müslüman dinine mensup Bulgarlar; partiye bağlılık, vatanseverlik ve enternasyonallik” açılarından yetiştirilecektir. Karar uyarınca, “radikal İslâm’ın etkisinde olan ve kendilerini Türk hisseden Müslümanlar”ın adları “tamamen gönüllülük esası gözetilerek ve ikna yoluyla” değiştirilecektir. 40 İlk uygulama yeri olarak Doğu Rodoplar seçilmiştir. Pomakların yaşadığı Güney Bulgaristan bölgesinde gayri resmi olarak aylarca süren olağanüstü hal ilan edilmiştir. Batı Rodoplarda 1972’de Dospat’a bağlı Barutin Koyünde direnen halka karşı silah kullanılmış, iki kadın evlerinde öldürülmüştür. 41 Sofya’ya giden protesto kalabalığında yer alan Yakoruda’lı bir erkek dövülerek öldürülmüştür. Resmi kaynaklarına gör 1972’de isim değiştirme kampanyası sırasında toplam 3 kişi öldürülmüş, yüzlerce insan yaralanmıştır. 1973’te Nevrokop’a bağlı Kornitsa Köyü yaklaşık 3 ay direnmiş, ama sonunda 28 Mart 1973’te silahlı kuvvetlerin saldırısına uğramış ve iki komşu köy halkı (Breznitsa ve Lıjnitsa köyleri) yardımına koşmaya çalışsa da protesto eden kalabalığa açılan ateş sonucunda 5 can verilmiş, yüzlerce kişi yaralanmış, 40’ın üzerine aile Bulgarların yaşadığı köylere sürülmüş, birçok kişi tutuklanarak yargılanmış ve çeşitli hapishanelere veya Belene Kampına gönderilmiştir. 42

39 Dırjavna Sigurnost- Smyanata na imenata-Vızroditelniyat protses (1945-1985 g.). Dokumentalen sbornik, Tom I, Sofiya 2013, s. 198-202. 40 TsDA, fond 1, op. 36: Protokol “A” No 549, BKP MK’nin 17 Temmuz 1970 yılında aldığı karar. 41 Bkz. İvanova, E., Othvırlenite “priobşteni” , Sofiya 2002. 42 Bkz. Zafer, Z.-Çernokojev. V. Kogato mi otneha imeto. “Vızroditelniyat protses” prez 70-te – 80-te godini na XX vek v literaturata na müsülmanskite obştnosti. Çev. Zeynep Zafer-Aytyan

Bu arada, 1969-1978 yılları arasında 130 bini aşkın Bulgaristan Türkü 43 vatanını ve sahip olduğu her şeyini bırakıp göçün ateşten gömleğini giymiştir. Türkiye’ye göç edemeyip ülkede kalanlar da ileriki aşamalarda asimilasyonun kurbanı olacaklardır. Bulgar yetkilileri çok başarılı bir şekilde “parçala-yönet” politikasını uygulamaktadır. Bu politika çerçevesinde hem Pomaklar ve Türkler arasında uçurum açılmış, hem de Türkler paramparça edilmiştir. Jivkov Yönetimi, Türk azınlığı, “Türkler”, “daha gerçek Türkler” ve “en gerçek Türkler” olarak üçe parçalamıştır. 44 Paşmaklı (Smolyan) ilinin Erikli (Slivka) köyünde yaşayan Türkler “Türkçeyi Slav aksanıyla konuştukları” gerekçesiyle 1975 yılında Bulgarlaştırılmıştır. 45 Devamında da Devin, Paşmaklı ve Burgaz’daki bazı Türk köylerinde zorla isimler değiştirilmiştir. Bulgaristan’ın diktatör Devlet Başkanı Todor Jivkov’un verdiği bilgilere göre 1982’de, kalan 250 bin 46 Müslüman Romanın adı da zorla değiştirilmiştir. Jivkov Hükümetinin asimilasyon yoluyla tek millet inşa etme düşüncesi daha da ağırlık kazanmıştır. 1983 yılının Mayıs ayında, Bulgar yetkililer, Aytos ilçesine bağlı Çenge (Karageorgiyevo) köylülerinden “Konyali” lâkaplı 7 ailenin isimlerini değiştirmek üzere tanklarla köyü abluka altına almıştır. Köyün gençleri komşularının arkasında durarak, adların Bulgarlaştırılmasına engel olmuştur. 47 Asimilasyon girişimleri devam ederken, göç yöntemi de Bulgaristan yönetiminin gündeminden hiç düşmemiştir. Jivkov, en büyük isim değiştirme kampanyasının henüz başlamadığı 8 Mayıs 1984 tarihli Politbüro toplantısında şunları söylemiştir: "Biz şu anda 100, 200, 300, hattâ 500 bin kişiyi gönderebiliriz. Ama bu iş olmayacak. Çünkü Tükler, ait oldukları yere gitmek istemeyecekler.” 48 1984 yılının sonbaharına doğru; Pomakla veya Bulgarla evlilikler yaptıkları bahanesiyle Kırcaali, Hasköy ve Silistre’de 40 bin Türk’ün adı değiştirilmiştir. Beşinci ve en kapsamlı isim değiştirme uygulaması ise, Aralık 1984 - Şubat 1985 döneminde doruk noktasına ulaşmıştır.

Delihüseyinova, Sofiya 2015; Konedareva, S.-Avdikov, A., Gorçivi razkazi. Tyahnata istin aza vızroditelniya protses, Blagoevgrad 2003. 43 Şimşir, N. B., Bulgaristan Türkleri (1878-2008), Ankara 2009, s. 28. 44 Kaynak kişi Prof. Dr. Evgeniye İvanova, kayıt tarihi Ocak 2014. 45 İvanova, E. Othvırlenite “priobşteni” ili protsesa, nareçen “vızroditelen” (1912-1989) , Sofiya 2002, s. 130. 46 Angeleov, V., Strogo poveritelno! Asimilatorskata kampaniya sreştu turskoto natsionalno maltsinstvo v Bılgariya. 1984-1989, Sofiya 200????? s. 160-161. 47 Bkz.: Aziz Bey, “Morskata bolest” na “vızroditelniya protses”, Anevo 2005. 48 Baeva, İ.-Kalinova, E., Arhivite govoryat. “Vızroditelniyat protses”. Bılgarskata dırjava i bılgarskite turtsi (1984-1989), Tom II, Sofiya 2009, s. 64.

Tüm bölgede gayri resmi bir olağanüstü hal ve sokağa çıkma yasağı uygulanmasına rağmen Resmi Bulgar kaynaklarına göre Güneydoğu Bulgaristan Türkleri 24 Aralıktan 31 Aralığa kadar sürekli olarak farklı noktalarda kalabalık protesto yürüyüşleri düzenlemiştir. Resmi kaynaklara göre; kalabalığa açılan ateş sonucunda, Kirli (Benkovski) ve Mestanlı (Momçilgrad) yörelerinde toplam 7 Türk öldürülmüş (resmi kaynaklara göre verilen bu sayı aslında çok daha yüksektir), birçok kişi yaralanmış, tutuklanmış, cezaevine, Belene Kampına veya sürgüne gönderilmiştir. Büyük bir organizasyon sonucunda, bölgeye sevk edilen polis gücü ve silahlı kuvvetlerin yardımıyla 14 Ocağa kadar 310 bin Türkün adı değiştirilmiştir. 49 Ocak 1985 yılında da Balkan Sıradağı’nın eteklerinde bulunan Kotel’e yakın Alvanlar (Yablanovo) ve yakın köylerin ortaya koyduğu üç günlük büyük ve çetin direniş, polis ve askeri güçler tarafından acımasızca bastırılmış, bir kişi öldürülmüş, birçok kişi yaralanmış, tutuklanmış ve hapishanelere ya da Belene Kampına gönderilmiştir. Yetkililer, Güney Bulgaristan’da olan bitenlerin tekrarlanmaması için Kuzey Doğu bölgesinde yaşayan halk önderlerine yönelik sözde seferberlik ilan etmiş ve bu çerçevede bölgede 827 Türk erkek askere alınarak sıcak noktadan uzaklaştırılmıştır. 50 Böylece Bulgarların en büyük isim değiştirme kampanyası Şubatın sonuna kadar başarıyla sona ermiştir. Tabii ki bu ağır süreçte pek çok intihar veya karşı çıkanlara karşı uygulanan işkence sonucunda ölümler yaşanmıştır. Bu şekilde hayatını kaybeden Türklerin sayısı oldukça yüksektir. Asimilasyon aracılığıyla yüzyıldan fazla bir sürede hayal edilen tek milletli bir Bulgaristan kurulduğundan çok emin olan T. Jivkov, 18 Şubat 1985 tarihinde şöyle demiştir: “Biz 20 yıldır onlara [Türkiye Yetkililerine-Z.Z.], göçten söz ettik, onlar ise susarak bizimle alay ettiler. Bulgaristan açısından göç konusu artık kapanmıştır. Göç edecek insanımız yoktur. Bu insanlar, bir zamanlar Müslümanlaştırılmış Bulgarlardır. Bir adam bile veremeyiz onlara. Çünkü bir veya beş kişiyi verecek olursak, elimizi uzatıp kolumuzu kaptırmış oluruz.” 51 Bulgaristan Türklerinin bazı cesur temsilcileri, kısa sürede gerçekleştirilen zorunlu isim değiştirme şokundan kurtularak pasif ve aktif şekilde, bireysel ve gruplar halinde; söz konusu insanlık dışı uygulamaya karşı çıkmaya başlamışlardır. Bu direnişte yer alan bazı

49 Angeleov, V., Strogo poveritelno! Asimilatorskata kampaniya sreştu turskoto natsionalno maltsinstvo v Bılgariya. 1984-1989, Sofiya 200????? s. 160-161. 50 Dırjavna Sigurnost. Smyanata na imenata-Vızroditelniyat protses (1945-1985 g.). Dokumentalen sbornik, Tom. I, Sofiya 2013, s.462-465. 51 Baeva, İskra – Kalinova, E., “Vızroditelniyat protses”. Bılgarskata dırjava i bılgarskite turtsi (sredata na 30-te – naçaloto na 90-te godini na XX vek), Tom I, Sofiya 2009, s., 235.

Türkler cesaretini hayatlarıyla ödemek zorunda kalmıştır. Özellikle 1988 yılında olgunlaşmaya başlayan direniş bilinci, 1989 yılının başından itibaren daha da güçlenmiştir. Kuzey Bulgaristan Türklerinin en kalabalık ve dünyaya duyurulmuş kitlesel protesto yürüyüşleri 20 Mayıs tarihinde Bohçalar (Kaolinovo) ve cıvarında başlamıştır. 52 Ama ne yazık ki 1 kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır. Ardından Şumnu, Razgrad, Varna, Tolbuhin (Dobriç) ve Silistre merkez ve köylerde yürüyüşlere katılmıştır. Açılan ateş sonucunda Şumnu bölgesinden 4, Razgrad yöresinden 3 ve Varna bölgesinden 2 olmak üzere toplam 9 Türk hayatını kaybetmiştir (Bu sayı resmi kaynaklara göredir). Asimilasyon projesinin başarısızlıkla sona erdiğini gören Jivkov Hükümeti etnik temizliğin diğer aracını devreye sokmaya hazırlanmaktadır. Jivkov, 7 Haziran 1989’da yapılan bir üst düzey toplasında dile getirdiği düşüncesiyle göçü ne kadar çok arzuladıklarını ortaya koymuştur. “Biz büyük göç psikozunun eşiğindeyiz. Bu psikozu nasıl değerlendirmeliyiz? Bizim böyle bir psikoza ihtiyacımız var, iyi bir fırsat çıktı. Ben, sır olarak sakladığımız bir şey söyleyeceğim. Eğer biz bu halktan 200-300 bin kişiyi sınır dışı etmezsek, 15 yıl sonra Bulgaristan artık olmayacak. Bulgaristan Kıbrıs veya ona benzer bir konumda olacak. (…) Önemli olan Türklerin sınırı açıp açmayacaklarıdır. Kamuoyu baskısı altında şimdi birkaç günden beri onlar sınırı açıyor. Ancak bu durum 10-15 günden fazla sürmez. Belki de devam eder. İnşallah devam eder ” 53 Jivkov Aynı toplantıda hiç çekinmeden şu küstahça sözleri de dile getirmiştir: “(…) Göç etmek istiyorlarsa tam desteğimizi alırlar. Eğer köylerinde müzik grubu yoksa, başka köylerden bunları sağlarız ve Türkleri davul zurnayla uğurlarız.” 54 Bulgaristan yetkililerin yarattığı bu etnik temizlik, Balkan Savaşlarından (1912-1913) sonra Türklerin yaşadığı en büyük zorunlu göçle 1989 yılında yeniden yaşanmıştır. 41. Bulgar Halk Meclisi 11 Ocak 2012 tarihinde onayladığı tasarıda“Bulgar adalet sisteminin, 20 yıldan beri devam eden demokratik süreci kapsamında sözde “Soya dönüş süreci” de dahil olmak üzere Bulgaristan’da yaşayan Müslümanlara karşı uygulanan zorunlu asimilasyon girişiminin suçlularını cezalandırmayı başaramamış olmasından dolayı duyduğu” üzüntüyü ifade etmiş ve “Totaliter rejim tarafından 360.000’e aşkın Türk kökenli Bulgaristan

52 Daha ayrıntılı bilgi için bkz.: Zafer, Z. “Bulgaristan Türklerinin 89 Göçünü Hazırlayan Eritme Politikasına Karşı Direnişi”, 89 GÖÇÜ. Bulgaristan’da 1984-89 Azınlık Politikaları ve Türkiye’ye Zorunlu Göç, İstanbul 2012, s. 199-234. 53 Angeleov V., Strogo poveritelno!..., Asimilatorskata kampaniya sreştu turskoto natsionalno maltsinstvo v Bılgariya. 1984-1989., Sofia 200… s. 601. 54 A.g.e., s. 602.

vatandaşının 1989’da ülkesinden sınır dışı edilmesi, bir nevi etnik temizlik suçu olarak değerlendiriyoruz” 55 sözleriyle Bulgaristan devleti tarafından işlenmiş olan bu insanlık suçu tarihinde ilk defa kınamıştır. Ne yazık ki Bulgaristan’da asimilasyon siyaseti günümüzde daha “insancıl” yöntemlerle devam etmektedir. Bulgaristan yetkilileri, zorla verilmiş Bulgar adlarının kütüklerden silinmesini istememektedir. Resmi işlemlerde Türklerin ve Pomakların zorla verilmiş Bulgar adlarını belgelemek, ibraz etmek zorunluluğu vardır. Bunun yanı sıra Türk adı taşıyanlara karşı çok başarılı bir şekilde negatif ayrımcılık uygulanmaktadır.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kaynakça: Akgün, A., Bulgaristan’da Asimilasyon ve “Zavallı Pomaklar” Adlı Bir Risale. sbe.balikesir.edu.tr/dergi/edergi/c8s13/makale/c8s13m1.pdf (Erişim, 07.04.2013). Angelov, Veselin, Aziz Bey, “Morskata bolest” na “vızroditelniya protses”, Anevo 2005. Azmanov, D., Moyata epoha 1878-1919, Sofiya, 1995. Baeva, İskra / Kalinova, Evgeniya, Arhivite govoryat.“Vızroditelniyat protses”. Bılgarskata dırjava i bılgarskite turtsi (sredata na 30-te – naçaloto na 90-te godini na XX vek), Tom I, Sofiya 2009, s., 235. Baeva, İskra / Kalinova, Evgeniya, Arhivite govoryat. “Vızroditelniyat protses”. Bılgarskata dırjava i bılgarskite turtsi (1984-1989), Tom II, Sofiya 2009. Batenberg, Aleksandır, Dnevnik, Sofiya 1992. Bilal N. Şimşir, Bulgaristan Türkleri, Ankara 2009. Bozov, Salih, V imeto na imeto I, Sofiya 2005. Deliorman, Mahmud Necmeddin. Çanlar Benim İçin Çaldı. Razgrad Mezarlık Hadisesinde, İstanbul 1955. Dinç, G., Mehmed Nail Bey’in Derlediği Kartpostallarla Balkan Savaşı (1912-1913), İstanbul 2008. Dırjaven vestnik, sayı 59, 26 Yuli (Temmuz) 1880. Dırjaven vestnık, 8 Yuli (Temmuz), 1942. Dırjavna Sigurnost. Smyanata na imenata-Vızroditelniyat protses (1945-1985 g.). Dokumentalen sbornik, Tom. I, Sofiya 2013 Drugite Balkanski voyni, Sofiya, 1995.

55 Tasarının orijinal metni Meclisin resmi veb sayfasında yer almaktadır. http://www.parliament.bg/bg/declaration/ID/13813 (Erişim 08.01.2016)

Georgiev, Veliçko-Trifonov, Stayko, Pokrıstvaneto na bılgarite mohamedani. 1912-1913. Dokumenti, Sofiya 1995. Günşen, A., “Balkanlar’da İslam-Türk Kimliğinin Bedelini Çok Ağır Ödeyen Bir Topluluk: Pomaklar/Torbeşler/Goralılar”, Türk Yurdu, 303, Kasım 2012. Eldırov, Sv., “Bılgarskata pravoslavna tsırkva i bılgarite müsülmani 1878-1944 g.” harrybg.blogspot.com/2007/09/1878-1944.html (Erişim, 30 Mart 2013). McCarthy, Justin, Ölüm ve Sürgün. Osmanlı Müslümanlarının Etnik Kıyımı (1821-1922), cev. Fatma Sarıkaya, Ankara 2014.. Haciyski, İv., Bit i duşevnost na naşiya narod, Sofiya 1997. Haciyski, İv., Optimistiçna teoriya na naşiya narod, Sofiya 1997. İmam, İbrahim / Kondareva, Senem, Ablanitsa prez vekovete, Ablanitsa, 2008. İvanova, Evgeniya, Othvırlenite “priobşteni” ili protsesa, nareçen “vızroditelen” 1912-1989, Sofiya, 2002. Kazasov D., Vidyano i prejivyano 1891-1944, Sofiya, 1969. Karpaç, Uruç, İstoriya za razvitieto na Lıjnitsa, Lıjnitsa, 2012. Kişkilova, P., Balkanskite voyni po stranitsite na bılgarskiya peçat 1912-1913, (Sofiya, 1999), s.40- 41. Konedareva, Senem / Avdikov, Ali, Gorçivi razkazi. Tyahnata istin aza “vızroditelniya protses”, Blagoevgrad 2003. Koyuncu, Aşkın, “Balkan Savaşları Sırasında Pomakların Zorla Tanassur Edilmesi (1912-1913)”, OTAM, Sayı 33, 2013. Nedkova, N. and Petrova, E., “Hristo G. Minçev za Balkanskata voyna. Tefterçe s neizprateni pisma”, İçinde: İzvestiya na dırjavniya arhiv, 75, 1998. kanchogeorgiev.blogspot.com/2012/09/blog-post.html (Erişim, 30 Mart 2013). Nemiroviç-Dançenko, Vasiliy İvanoviç, Godini na voyna (Dnevnik na ruskiya korespondent), Sofiya 2008. Silyanov, Hr., Pisma i izpovedi na edin çentik. Spomeni ot Strandja, ot Vitoşa do Gramos, Sofiya, 1984. Stoyanova, Pl., „Pokrıstvaneto na bılgarskite müsülmani”, Anamneza, 3, 2006. www.anamnesis.info/anamneza/BROI3.htm (Erişim, 30 Mart 2013). Şeref, M., Bulgarlar ve Bulgar Devleti, Ankara, 1934. Şimşir, N. Bilal Rumeli’den Türk Göçleri, Belgeler, Cilt I, Ankara 1968, s. 52, 53. Şimşir, N. Bilal, Bulgaristan Türkleri (1878-2008), Ankara 2009, s. 218. Troçki, L., Balkan Savaşları, çev. T. Güney, Ankara, 2012.

TsDA, Fond 166, op.6. Zafer, Zeynep / Çernokojev, Vihren Kogato mi otneha imeto. “Vızroditelniyat protses” prez 70-te – 80-te godini na XX vek v literaturata na müsülmanskite obştnosti. Çev. Zeynep Zafer / Aytyan Delihüseyinova, Sofiya 2015. Zafer, Zeynep “Bulgaristan Türklerinin 89 Göçünü Hazırlayan Eritme Politikasına Karşı Direnişi”, 89 GÖÇÜ. Bulgaristan’da 1984-89 Azınlık Politikaları ve Türkiye’ye Zorunlu Göç, İstanbul 2012. Zafer, Zeynep, “Balkan Savaşları ve Pomaklar”, 100. Yılında Balkan Savaşları 81912-1913) İhtilaflı Duruşlar, Cilt I, Türk Tarih Kurumu, Ankara 2014. Zavallı Pomaklar, Rumeli Muhacirin-i İslamiye Cemiyeti Neşriyetından Nümero 152, Türkçeye aktaran Doç. Dr. Ayşe Kayapınar, İstanbul, 1330. Zelengora, Georgi., “Balkan Savaşı-Kitlesel Ölüm ve Etnik Temizlik”, Bulgarcadan çev. Ayşe Kayapınar, BELETEN, Cilt LXXVIII, Sayı 281, Nisan 2014, s. 315-342.

 
 
 

Yorumlar


İLETİŞİM

Tel: 0537 777 83 05 | dolunaydergi@gmail.com

Haber, Etkinlik ve Daha Fazlası için Üye olun!

Bizi takip edin:

  • Youtube
  • Black Facebook Icon
  • Instagram

© 2025 Dolunay Dergi Topluluğu

bottom of page