Feministler kadın erkek eşitliğini; ben kadının üstünlüğünü savunuyorum
- Nazlı İlay Ülger

- 8 Ara 2025
- 2 dakikada okunur

Geçtiğimiz Günlerde Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının tanınması ve Dünya Kadın Hakları Günü dolayısıyla Ankara Türk Ocağı’nda, Prof. Dr. Meşkure Yılmaz’ın konuşmacı olduğu “Türk Dünyasında Kadın” konferansı düzenlendi.
Yılmaz, İslâmiyet öncesi Türk toplumunda kadın ve erkeğin birlikte eşit bir toplumsal düzende yaşadığını; ancak Osmanlı’nın yükseliş ve yıkılış dönemlerinde kadın haklarında belirgin bir gerileme yaşandığını aktardı. Tanzimat’tan itibaren kız çocuklarının eğitime erişimi, miras düzenlemeleri, ebe mekteplerine kabul ve çokeşliliğin sınırlandırılması gibi adımların kadın hakları açısından önemli dönüm noktaları olduğunu belirtti. II. Meşrutiyet’te kadınların kırka yakın gazete ve dergi çıkarması, örgütlü dernek faaliyetleri yürütmesi ve toplumsal hayatta görünür hale gelmesi dönemin dikkat çeken gelişmeleri arasında yer aldı.
Konferansta Millî Mücadele yıllarında kadınların cephe gerisindeki rolüne de değinen Yılmaz, Atatürk’ün “Dünyada hiçbir milletin kadını, Anadolu kadını kadar millî mücadelede emek göstermemiştir” sözünü hatırlatarak, kadının vatan savunmasındaki katkısının altını çizdi.

Yılmaz ayrıca, Cumhuriyet döneminde kadınların siyasal haklarının tanınması sürecini ayrıntılarıyla anlattı. 1923’te başlayan tartışmalarda kadınların seçme ve seçilme hakkının “eğitim şartı” gerekçesiyle reddedildiğini, buna karşı Tuna’lı Hilmi gibi bazı vekillerin eşitliği savunduğunu ifade etti. Nezihe Muhiddin öncülüğünde kurulan Kadınlar Halk Fırkası’nın, daha sonra Türk Kadın Birliği adıyla mücadeleyi sürdürerek siyasal hakların örgütlü savunucusu hâline geldiğini söyledi. Türk Ocağı’nın da kadın-erkek bir araya gelinen toplantılar ve Afet İnan’ın etkili konuşmalarıyla sürecin fikri altyapısına katkı sunduğunu söyledi.
Atatürk’ün stratejik yaklaşımı doğrultusunda siyasal hakların üç aşamada hayata geçirildiğini belirten Yılmaz, 3 Nisan 1930’da belediye seçimlerinde, 1933’te muhtarlık ve ihtiyar heyeti seçimlerinde, 5 Aralık 1934’te ise milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının tanındığını hatırlattı. Türkiye’nin kadınlara bu hakları birçok Batı ülkesinden önce verdiğini dile getirdi ve Türk Ocakları’nın bu kazanımların arka planındaki etkili rolünü yeniden vurguladı.
Yılmaz istatistiksel verilerle günümüzde Türkiye ve Türk Dünyası bütününde kadınların seçme ve seçilme hakkını kullanmalarında ve siyasette temsil edilmelerinde oranların hâlâ düşük olduğunu belirterek; bunun nedenleri arasında erkek egemen toplumsal yapı, ekonomik şartlar, eğitim ve özgüven eksikliği, aile sorumlulukları, parti içi elit siyaset anlayışı ve seçim sisteminin yer aldığını ifade etti.
Gelen bir yorum üzerine başlıkta yer alan Feministler kadın erkek eşitliğini; ben kadınların üstünlüğünü savunuyorum sözleri salonda alkış aldı. Program Ankara Türk Ocağı Başkanı Uğurcan Küçükağaoğlu’nun Prof. Dr. Meşkure Yılmaz’a teşekkür takdimleriyle sona erdi.





Yorumlar