HAYAT SAHNEDE CANLANDIĞINDA
- Nazlı İlay Ülger

- 19 Kas 2025
- 1 dakikada okunur

Bundan birkaç ay önce, uzun zamandır zihnimdeki bir isteği somutlaştırdım ve bir oyun çıkarma atölyesine katıldım. Sahne ya da oyunculuk hedefim yoktu; beni oraya yönlendiren, yaratıcı enerjimi yeni bir alanla buluşturma arzusuydu. Düşüncelerimi, kendimi farklı bir disiplinle nasıl ifade etttiğimi görmek, sezgilerimi açığa çıkarmak istemiştim.
Atölyenin ilk günü “sıkıştırılmış yaratıcılığı serbest bırakmak” diye bir tanım kullanmıştım. Aynı gün gruba katılan bir öğrencinin de aynı noktaya temas etmesi, ortak bir arayışta buluştuğumuzu gösterdi. Ekip enerjik, güçlü, çalışmalar yoğun ve her buluşma doğal olarak kendi dinamizmi içinde gelişiyor. Sahnede zaman başka akıyor, dışarı çıktığımda çalışmanın etkisi zihnin arka tarafında devam ediyor.
Gün içinde üzerine düşündüğüm bir konunun akşam izlediğim filmde farklı bir yüzle karşıma çıkması, ya da bir atölye egzersizinin günlük hayata ışık tutması artık tesadüf gibi gelmiyor. Atölye, yalnızca oyun üretimi gibi değil, hayatın sahnede canlanmasının bir yolu gibi. Her çalışma, insanın kendini hem içeriden hem dışarıdan görebildiği bir alan açıyor; duygular yerini buluyor, düşünceler yeniden şekilleniyor.
Her hafta, “Bu kez neyi ortaya çıkaracak?” merakıyla gidiyorum. Çünkü orada, zihni ve duyguları zarifçe dönüştüren, insana kendi iç dünyasına uzaktan dış gözlemci olarak bakma imkânı veren bir sinerji var.
Hayat gerçekten de büyük bir sahne gibi; karşımıza çıkan insanlar, yaşanan olaylar ve gün boyunca tekrar eden konular hepsi birbirine bağlı. Dikkatimizi verdiğimizde, her günün içinde öğretme ve fark ettirme amacı taşıyan bir konusu var ve bunu kavradığımız anda sanki bir basamak daha yukarı çıkıyormuşuz gibi hissediyoruz.




Yorumlar