top of page

“ Türk insanının ve ülkemizin güvenilirliği için hiçbir cinayet aklanamaz,unutturulamaz”

Röportaj: NAZLI İLAY ÜLGER

Ankara’nın merkezinde, güpegündüz düzenlenen hain bir saldırı sonucu hayatını kaybeden tarihçi akademisyen, eski Ülkü Ocakları Başkanı  Doç. Dr. Sinan Ateş’in kıymetli eşi sayın Ayşe Ateş(AA) ile olan biten tüm süreci, ailece sürdürdükleri hukuksal mücadeleyi konuştuk.

Nazlı İlay Ülger (NÜ):

Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz . Ayşe Hanım olayı konuşmadan önce sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Ayşe Ateş (AA):

1984 Kahramanmaraş Göksun doğumluyum. Kafkas göçmeni, bir ailenin çocuğuyum. Annem ve babam ilkokul mezunudur. Babam uzun yıllar şoförlük yaptı, emekli oldu ama hâlâ çalışıyor. Annem ev kadını. Küçük yaşta geçirdiğim bir hastalık nedeniyle ailem tedavi için Adana’ya taşındı ve oraya yerleşti. 17 yaşında üniversite eğitimi için Ankara’ya geldim. Sınıf öğretmenliği okudum. O günden sonrasında, kısa bir dönem dışında hep Ankara’da yaşadım.

NÜ: Sinan Bey ile ne zaman, nerede tanıştınız?

AA: Üniversitede tanıştık. Fakülteden arkadaşız. O sosyal bilgiler öğretmenliği mezunu, ben sınıf öğretmenliği. Mezuniyetten yaklaşık dört yıl sonra evlendik. İki kızımız var. Biri 14, diğeri 11 yaşında.

18 yıl sınıf öğretmenliği yaptım.

Hayatımızı cehenneme çeviren o güne kadar, zorluklarına rağmen mutlu, sevgi dolu bir aile olarak yaşadık.

NÜ: Tabi Ki sizin acınızla kıyaslanamaz ama sağduyulu herkes, hepimiz çok üzüldük. Öte yandan ülkemiz için de çok vahim bir olaydı. Siz olayı nasıl öğrendiniz?

AA: Okuldaydım. Telefonlar gelmeye başladı.. “Abimiz yaralandı” dediler. Hastaneye gittiğimde kalabalığı görünce anladım.

NÜ: Daha önce tehdit edilmiş miydi Sinan Bey?

AA: Evet. Ülkü Ocakları genel başkanlığı görevinden alındıktan sonra sürekli tehdit edildi. Takip edildik, dinlendik, gideceği yerlere saldırılar düzenlediler, arkadaşlarını dövdüler. Pusular kuruldu, işyerinin önüne silahlı adamlar geldi. Bunların hepsi kayıtlı...

NÜ: Koruması var mıydı, istemiş miydi?

AA: Yoktu. Üstelik, Sinan terör örgütlerinin de ölüm listesindeydi. Bundan kaynaklı olarak devlet koruma vermek istedi ama O kabul etmedi. “Devletim beni gerekirse korur” ama ben koruma polisi istemiyorum dedi. Bununla birlikte, danışmanlığını yaptığı MHP Genel Sekreteri  İsmet Büyükataman’a söyledi, “Tehdit ediliyorum. Beni Genel Başkan (Devlet Bahçeli) ile görüştürün” dedi  ama görüştürmediler.

Ancak, en fazla döverler, belki bacağıma falan sıkarlar” diye düşünüyordu. En sert sağ sol çatışmalarının olduğu dönemde bile bir Ülkü Ocakları genel başkanını kimse öldürme teşebbüsünde bulunmamıştı daha önce. Görevinden ayrılırken de dostane ayrıldı.

NÜ: Sinan Bey’in başkanlık süreci nasıl ilerledi? Görevden ayrılma süreci tam olarak nasıl gelişti?

AA: Genel başkanlık süreci 15 ay sürdü. Hep konuşulduğu gibi, çok verimliydi ama bir gün görevden ayrılması istendi. Kendisine “itibarın zedelenmesin” denildi. O da akademik nedenlerle ayrıldığını açıkladı. Ancak ben görevden alınmasında belirli bir ekibin etkili olduğunu düşünüyorum.

NÜ: Bu süreçte tehdit var mıydı?

AA: Tehdit vardı ve çok ciddiydi ki, “Görevden ayrıldıktan sonra bunlar beni öldürecekler herhalde” diyordu. Mafyaya, kiralık katillere gidilmiş. Onlardan birileri, ‘Seni öldürmemizi istediler ama biz kabul etmedik’ demişler. Yani tehlikenin farkındaydı ve iki silahla geziyordu ve herkes durumu biliyordu. Tam bir Kırmızı Pazartesi hikayesi(Gabriel García Márquez’in Kırmızı Pazartesi romanı)..cinayetin işleneceği ilgili herkes tarafından biliniyordu ama kimse engel olmadı. Buna teşebbüs bile etmediler. Olanı biteni öylece izlediler. Ve sonunda oldu... Öldükten sonra arkasından iftira bile  attılar.

NÜ: O gün ve sonrasında neler yaşadınız ?

AA: Hastanede morgda gördüm, vedalaştım. Hiç kontrolümü kaybetmedim. Bilinçaltı insanı hazırlıyor sanırım. Sonrasında ifade verdim. İlk günden şüphelendiğim herkesi bildirdim.

NÜ: Sinan Bey’in aldığı herhangi bir not/notlar, var mı?

AA: Hayır hiçbir şeyi not almazdı. Her şey zihnindeydi. İnanılmaz bir hafızası vardı. Telefonundaki iki bin küsür numarayı ezbere bilirdi neredeyse. İnsanların değiştirdiği eski numaralarını dahi unutmazdı. Yirmi yıl önce çay içtiği birini adı ve tarihi ile hatırlardı.

NÜ: Dava süreci şu anda nasıl ilerliyor?

AA:İki dosya vardı; biri tetikçilerle ilgiliydi cezalar verildi.Diğeri; azmettiricilerle ilgili olan ise hiç açılmadı. Asıl sorun burada işte.

NÜ: Bu süreçte siyasi partilerden nasıl bir destek gördünüz? Kimler yanınızda oldu?

AA: Malum üç parti dışındaki partiler destek oldu. Davayı takip için milletvekilleri görevlendirildi. Ama bazı partiler hiç aramadı

NÜ: Cumhurbaşkanı ile bir görüşmeniz olmuştu. O görüşme sonrasında herhangi bir değişiklik oldu mü?

AA: Görüşme sonrası güvenlik arttı. Bazı baskılar azaldı. Ama verilen sözlerin tamamı yerine getirildi diyemem.

NÜ: Bu süreci hem sizin hem çocuklarınızın psikolojisi açısından nasıl yönettiniz?

AA: İşi duygusal boyuta götürmedim. Çünkü çocukları sağlıklı bir şekilde büyütmem gerekiyordu, ayakta kalmalıydım. Bir söz var: “Güçlü değilsen akıllı olmak zorundasın.” Ben güçlü değilim. İki çocuğumla tek başıma kaldım ama benim aklım benim gücüm. Onların hesaplarını bozdum ve bozacağım. Çocuklarımdan hiçbir şeyi saklamadım. Gerçekleri anlattım. Okullarını değiştirdim, hayatlarını yeniden kurduk.Ama en zor olan şey: Bu olayın sürekli gündemde kalması.

NÜ: Çocuklarınızın ilk tepkileri nasıldı, zamanla nasıl değişti?

AA:Başta kabul etmediler. Küçük kızım uzun süre “babam geri gelecek mi?” diye sordu.

Şimdi kabul ettiler ama travma devam ediyor.

Nü: Bazı teklifler almıştınız ama tercih etmediniz. Şimdi siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?

AA: Evet, başta reddettim. “Eşimin üzerinden siyaset yapmam” dedim. Ama sonra gördüm ki her şey zaten siyasi. O yüzden şimdi aktif siyaseti düşünüyorum.

NÜ: Kendinizi siyasi olarak nasıl tanımlıyorsunuz?

AA:  Artık ideolojiler değil sadece insanlık önemli benim için.. Cumhuriyet değerlerine bağlıyım, Atatürk’ün mirasını önemsiyorum, milli ve manevi değerlere saygılıyım…

NÜ: Siyasete girerseniz öncelikli hedefleriniz neler olur?

AA: önceliklerim, kadınlar ölmesin, çocuklar güvende olsun! Adalet herkes için işlesin.  Bunun için eğitim şart! Benim de eğitim alanında bazı projelerim var.

NÜ: Türkiye’de kadınların siyasetteki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

AA: Kadınlar siyasette bir hayli geri çünkü ülkemizde erkek egemen yapı var.

Kadınlara alan açılmalı. Bu konuda da çalışma yapacağım

NÜ: Siyasette örnek aldığınız kadın figür(ler) var mı?

AA: Yüzdeyüz örnek aldığım biri yok. Herkesten ders çıkarıyorum. Türkiye’de güçlü kadın siyasetçiler var. Meral Akşener mesela. Dünyada da Benazir Butto. Ama dediğim gibi, tek bir kişiyi örnek almıyorum.

NÜ: Bu yaşadıklarınız üzerinden topluma vermek istediğiniz en temel mesaj nedir?

AA: Bu olay sadece bir cinayet değil. Arkada kalanların yaşadığı acı çok daha ağır…

NÜ: Olayın uluslararası boyutu olabileceğini düşünüyor musunuz? Yabancı basından görüşme talebi oldu mu?

AA: Evet. Yabancı basın çok ilgi gösterdi. Ama olayın uluslararası boyutu var mı, bilmiyorum. Olabilir. Hiçbir ihtimali dışlamıyorum.

NÜ: Sinan Bey yaşasaydı siyasete girer miydiniz?

AA: Hayır. Hiç düşünmezdim.

Ben daha sakin bir hayatı tercih ediyordum. Sinan ise siyaseti bir tutku olarak yaşıyor, MHP’de siyaset yapmak istiyor ve ileride genel başkan olmak için çalışacağını söylüyordu.

NÜ : Eklemek istediğiniz son bir şey var mı?

AA: Bugün geldiğimiz noktada şunu söyleyebilirim.Bu süreç beni değiştirdi. Artık sadece kendimden eminim, her şey her an değişebilir. Şunu da biliyorum: Gerçekler bir gün ortaya çıkar gerçeğin ortaya çıkması için elimden gelen her çabayı sonuna kadar sürdüreceğim.

NÜ:Paylaştığınız tüm bu samimi ve güçlü ifadeler için çok teşekkür ederiz. Yaşadığınız bu zorlu sürecin yalnızca bir kişisel hikâye değil, aynı zamanda toplumsal bir hafıza ve adalet arayışı olduğunu görüyoruz. Umarız hem sizin hem de benzer acıları yaşayan herkes için gerçeklerin hızla ortaya çıktığı, adaletin tam anlamıyla sağlandığı bir süreç olur.

AA: Ben de size acımıza ortak olduğunuz, bu röportajla mücadelemize destek olduğunuz için teşekkür ederim

 

 
 
 

Yorumlar


İLETİŞİM

Tel: 0537 777 83 05 | dolunaydergi@gmail.com

Haber, Etkinlik ve Daha Fazlası için Üye olun!

Bizi takip edin:

  • Youtube
  • Black Facebook Icon
  • Instagram

© 2025 Dolunay Dergi Topluluğu

bottom of page